cehennem azabı

Ateş, insan cismine çok büyük acı ve ızdırap verdiği için ahirette kâfir ve münâfıkların cezası ateşle verilecektir. Böylelikle Cehennem, Allah’ın tutuşturulmuş ateşinin ismidir,

İşte Cehennem’in en açık vasfı ateş olduğu için bazen, Cehennem yerine ateş manasına “nâr” kullanılır:

“Şüphesiz ki münâfıklar nâr’ın en aşağı tabakasındadırlar. Onlara bir yardımcı bulamazsın.”
(Nisâ, 145). Cehennem’de görülecek azabın miktar, şiddet ve şekillerini ancak Allah ve Rasûlü’nün bizlere bildirmesiyle ve bildirdikleri kadarıyla bilebiliriz.

Kur’an-ı Kerîm’de belirtildiğine göre;
a-Cehennem kâfirleri çepeçevre kuşatır:

“Cehennem inkâr edenleri şüphesiz çepeçevre kuşatacaktır.”

(Tevbe, 49) b-Cehennem ateşi sönmez:

“Biz sapık kimseleri kıyamet günü yüzü koyun, körler, dilsizler ve sağırlar olarak haşrederiz. Varacakları yer Cehennem’dir. Onun ateşi ne zaman sönmeye yüz tutsa hemen alevini artırırız. ”
(İsrâ, 97)
c-Cehennem dolmak bilmez:

“O,gün Cehennem’e: “doldun mu?”deriz. O! ” Daha var mı?” der. ”
(Kaf, 30)
d- Kaynarken çıkardığı ses:

“Rablerini inkâr eden kimseler için Cehennem azabı vardır. Ne kötü bir dönüştür. Oraya atıldıkları zaman onun kaynarken çıkardığı uğultuyu işitirler. Nerede ise öfkesinden çatlayacak gibi olur. İçine her bir topluluğun atılmasında bekçileri onlara: “size bir uyarıcı gelmemiş miydi” diye sorarlar. Onlar evet, doğrusu bize bir uyarırı geldi; fakat biz yalanladık ve Allah hiç bir şey indirmemiştir, siz büyük bir sapıklık içerisindesiniz, demiştik ” derler. ”
(Mülk, 6-9)
e- “Ateş onların yüzlerini yalar, dişleri sırıtıp kalır. ”
(Mü’minün, 104)
f- “Boyunlarında halkalar ve zincirler olarak kaynar suya sürülür, sonra ateşte yakılırlar. ”
(Mü’min, 70-72).
g- İnkâr edenlere ateşten elbiseler kesilmiştir. Başlarına kaynar su dökülür de bununla karınlarındakiler ve derileri eritilir. Demir topuzlar da onlar içindir. Orada uğradıkları gamdan ne zaman çıkmak isteseler, her defasında oraya geri çevrilirler. Ve kendilerine “yakıcı azabı tadın”denir.
(Hâcc, 19-22).
h- Derileri yandıkça azabı tatmaları için yeniden başka derilerle değiştirilir.
(Nisâ, 56).
i- Ölümü isterler fakat azabları devamlıdır, ölmezler.
(Zuhruf,74-77; Fatır,36).
Peygamberimizin (sav) ifadesine göre:
“Cehennem ateşi (miktarca ve sayıca) dünya ateşleri üzerine altmış dokuz derece fazla kılınmıştır. Bunlardan her birinin harareti bütün dünya ateşinin harareti gibidir. ”
Cezalar, işlenen suçlar cinsinden olacaktır. Dilleriyle suç işleyenlerin cezaları dillerine; elleriyle günah işleyenlerin cezaları ellerine vs. tatbik edilecektir.

 

Kimler cehenneme girecektir

 

İnanan erkek ve kadınlara işkence yapıp sonra da tevbe etmeyenlere cehennem azabı ve yangın azabı vardır. (BÜRUC/10)

 

İçlerinden kim: “Ben, O’ndan başka bir ilâhım” derse, biz ona cehennemi ceza olarak veririz. Zalimleri biz böyle cezalandırırız. (ENBİYA/29)

 

Kâfirler, gerek kitap ehlinden olsun gerek puta tapanlardan olsun muhakkak, cehennem ateşindedirler. Orada ebedî olarak kalacaklardır. Onlar, insanların en şerlileridir. (BEYYİNE/6)

 

Âyetlerimizi hükümsüz bırakmak için yarışanlara gelince, işte onlar Hakk’ın huzuruna azab içinde getirileceklerdir. (SEBE/38)

 

Şüphesiz inkâr edenlere, Allah’ın yolundan, yerli ve yolcu bütün insanlar için eşit kılınan Mescid-i Haram’dan alıkoyanlara ve orada zulümle yanlış yola saptırmak isteyene can yakıcı bir azab tattırırız. (HAC/25)

 

İnananlar arasında kötü söz ve davranışın yayılmasını arzulayan kimseler için dünyada da, ahirette de acı veren bir azab vardır. (Her şeyi) Allah bilir; siz bilmezsiniz. (NUR/19)

 

Kim de âyetlerimizi yalanlar ve onlara karşı büyüklük taslarsa, işte onlar cehennemliktirler ve orada ebedî olarak kalacaklardır. (A’RAF/36)

 

Haberiniz olsun ki (Muhammed’in eşine) bu ağır ifki (iftirayı) uyduranlar sizin içinizden bir gruptur. Bunu kendiniz için bir kötülük saymayın; aksine o, sizin için bir iyiliktir. Onlardan herbir kişiye, günah olarak ne işlemişse (onun karşılığı ceza) vardır. (Elebaşlılık yapan, bu yüzden de) bu günahın büyüğünü yüklenen kimse için de çok büyük bir azap vardır. (NUR/11)

 

Her kim Rabbine suçlu olarak varırsa, şüphesiz ki ona cehennem vardır. Orada ne ölür, ne de dirilir. (TAHA/74)

 

Kâfirler için hazırlanmış olan ateşten sakının. (AL-İ İMRAN/131)

 

O yaptıklarına sevinen ve yapmadıkları şeylerle de övülmek isteyenlerin (onacaklarını) sanma! Onların azaptan kurtulacaklarını da sanma! Onlar için can yakıcı bir azap vardır. (AL-İ İMRAN/188)

 

Kendilerine apaçık deliller geldikten sonra parçalanıp ayrılığa düşenler gibi olmayın. İşte bunlar için büyük bir azap vardır. (AL-İ İMRAN/105)

 

Bayağı insanlardan kimi de vardır ki, bilgisizce Allah yolundan saptırmak ve onu eğlence yerine tutmak için laf eğlencesi (veya boş söz) satın alırlar. İşte onlar için aşağılayıcı bir azab vardır. (LOKMAN/6)

 

Gizli konuşmaktan menedildikten sonra yine o menedildikleri şeyi yapmaya kalkışarak günah, düşmanlık ve Peygamber’e karşı gelmek hususunda gizlice konuşanları görmedin mi? Onlar sana geldikleri zaman seni, Allah’ın selamlamadığı bir tarzda selamlıyorlar. Kendi içlerinden de “bu söylediklerimiz yüzünden Allah’ın bize azap etmesi gerekmez miydi?” derler. Cehennem onlara yeter. Oraya gireceklerdir, ne kötü dönüş yeridir orası! (MÜCADELE/8)

 

Her günahkâr kişinin vay haline!

 

O kimse Allah’ın kendisine okunan âyetlerini işitir de, sonra sanki kibrinden hiç işitmemiş gibi ısrar eder. İşte sen onu, can yakıcı bir azabla müjdele!

 

Âyetlerimizden birşey öğrendiği zaman, onu alaya alıyor. İşte onlar için rezil ve rüsvay edici bir azap vardır. (CASİYE/7-9)

 

Hem o kıyamet günü görürsün ki, Allah’a karşı yalan söyleyenlerin yüzleri kararmıştır. Kibirlenenlerin yeri cehennem değil mi? (ZÜMER/60)

 

(Allah) buyurdu: “Haydi, sen, yerilmiş ve kovulmuş olarak oradan çık. And olsun ki,onlardan sana kim uyarsa, (bilin ki) sizin hepinizden (derleyip) cehennemi dolduracağım.” (A’RAF/18)

 

Riba (faiz) yiyen kimseler, şeytan çarpan kimse nasıl kalkarsa ancak öyle kalkarlar. Bu ceza onlara, “alışveriş de faiz gibidir” demeleri yüzündendir. Oysa Allah, alışverişi helal, faizi de haram kılmıştır. Bundan böyle her kim, Rabbinden kendisine gelen bir öğüt üzerine faizciliğe son verirse, geçmişte olanlar kendisine ve hakkındaki hüküm de Allah’a kalmıştır. Her kim de yeniden faize dönerse işte onlar cehennem ehlidirler ve orada süresiz kalacaklardır. (BAKARA/275)

 

Andolsun, “Allah, Meryem’in oğlu Mesih’tir” diyenler elbette kâfir olmuşlardır. Oysa Mesih onlara: “Ey İsrailoğulları, hem benim, hem de sizin Rabbiniz olan Allah’a ibadet edin. Kim Allah’a ortak koşarsa, şüphesiz Allah ona cenneti haram kılmıştır ve onun varacağı yer cehenemdir. Zalimlerin yardımcıları da yoktur” demişti. (MAİDE/72)

 

Ey iman edenler, şurası bir gerçektir ki, yahudi hahamları ile hıristiyan rahiplerinin bir çoğu insanların mallarını haksız yere yerler ve Allah yolundan saptırırlar. Bir de altın ve gümüşü hazineye doldurup, onları Allah yolunda sarfetmeyenleri bu yüzden acıklı bir azap ile müjdele! (TEVBE/34)

 

Melekler, kendilerine zulmeden kişilerin canlarını aldıklarında, onlara, “Ne işte idiniz?” derler. Onlar da: “Biz yer yüzünde zayıf kimselerdik.” derler. Melekler: “Allah’ın yeryüzü geniş değil miydi, siz de orada hicret etseydiniz ya?” derler. İşte bunların varacakları yer cehennemdir. O ne kötü gidiş yeridir. (NİSA/97)

 

Kim bir mümini kasten öldürürse, cezası, içinde ebedî olarak kalacağı cehennemdir. Allah ona gazab ve lanet etmiş ve onun için büyük bir azab hazırlamıştır. (NİSA/93)

 

Kim kendisine doğru yol besbelli olduktan sonra Peygamber’e karşı çıkar, müminlerin yolundan başkasına uyup giderse onu döndüğü yolda bırakırız ve cehenneme sokarız. Orası ne kötü bir gidiş yeridir. (NİSA/115)

 

Ey iman edenler! Mallarınızı aranızda haksızlıkla yemeyin. Ancak kendi rızanızla yaptığınız ticaretle yemeniz helaldir. Birbirinizin canına kıymayın. Şüphesiz Allah, size karşı çok merhametlidir.

 

Kim, zulüm ve tecavüz yolu ile bu yasakları işlerse, yakında onu cehennem ateşine atacağız. Onu ateşe atmak da Allah’a pek kolaydır. (NİSA/29-30)

 

Dinlerini bir oyun ve bir eğlence edinen ve kendilerini dünya hayatının aldattığı kimseleri bırak! Ve hiçbir kimsenin kazandığı şey yüzünden kendisini helake atmamasını, kendisi için Allah’tan başka hiç bir dost ve hiçbir şefaatçi bulunmadığını Kur’ân ile hatırlat. O, azaptan kurtulmak için bütün varını feda etse, kendisinden alınmaz. Onlar kazandıkları şey yüzünden helake uğratılmışlardır. Onlar için, inkâr ettiklerinden dolayı kaynar bir içecek ve can yakıcı bir azab vardır. (EN’AM/70)

 

Ona: “Allah’tan kork!” dendiği zaman da kendisini onuru (gururu) günah işlemeye sevkeder. Cehennem de onun hakkından gelir. O ne kötü bir yataktır! (BAKARA/206)

 

Allah’ın indirdiği kitaptan bir şeyi gizleyip de bununla biraz para alanlar gerçekten karınları dolusu ateşten başka birşey yemezler. Kıyamet günü Allah onlara ne söz söyler, ne de kendilerini temize çıkarır. Onlara sadece acı veren bir azab vardır. (BAKARA/174)

 

İnkâr eden ve âyetlerimizi yalanlayanlara gelince, işte onlar, cehennemliktirler. (MAİDE/10)

 

Yetimlerin mallarını haksız yere yiyenler, muhakkak ki karınlarını ateşle doldurmuş olurlar ve cehennemi boylarlar. (NİSA/10)

 

Ey Muhammed! Sana haram aydan ve o ayda savaşmaktan soruyorlar. De ki: O ayda savaşmak, büyük bir günahtır. Bununla beraber Allah yolundan alıkoymak, O’nu inkar etmek, insanları, Mescid-i Haram’dan menetmek ve halkını oradan çıkarmak, Allah yanında daha büyük bir günahtır ve fitne, öldürmekten daha büyük bir vebaldir. Onlar, güçleri yeterse, sizi dininizden döndürmek için sizinle savaşmaktan hiçbir zaman geri durmazlar. Sizden de her kim, dininden döner ve kâfir olarak can verirse artık onların bütün amelleri, dünyada ve ahirette boşa gitmiştir. İşte onlar, cehennemliklerdir. Onlar orada ebedi olarak kalacaklardır. (BAKARA/217)

 

İnsanlardan kimi de Allah’tan başka şeyleri O’na eş tutuyorlar da onları, Allah’ı sever gibi seviyorlar. Oysa iman edenlerin Allah sevgisi daha kuvvetlidir. O zulmedenler, azabı görecekleri zaman bütün kuvvetin Allah’a ait olduğunu ve Allah’ın azabının gerçekten çok şiddetli bulunduğunu keşke anlasalardı. (BAKARA/165)

 

Sonra sizler öyle kimselersiniz ki, kendilerinizi öldürüyorsunuz ve sizden olan bir grubu diyarlarından çıkarıyorsunuz, onlar aleyhinde kötülük ve düşmanlık güdüyor ve bu konuda birleşip birbirinize arka çıkıyorsunuz, şayet size esir olarak gelirlerse fidyeleşmeye kalkıyorsunuz. Halbuki yurtlarından çıkarılmaları size haram kılınmış idi. Yoksa siz kitabın bir kısmına inanıp bir kısmını inkâr mı ediyorsunuz? Şu halde içinizden böyle yapanlar, netice olarak dünya hayatında perişanlıktan başka ne kazanırlar, kıyamet gününde de en şiddetli azaba uğratılırlar. Allah, yaptıklarınızdan gafil değildir. (BAKARA/85)

 

Evet kim bir günah işlemiş de kendi günahı kendisini her yandan kuşatmış ise, işte öyleleri ateş ehlidirler ve orada ebedî kalıcıdırlar. (BAKARA/81)

 

Şimdi âyetlerimizi inkâr eden ve “Elbette bana mal ve evlat verilecektir.” diyen adamı gördün mü?

 

O (kâfir), gaybı mı bildi? Yoksa Rahmân (olan Allah) katından bir söz mü aldı?

 

Hayır, asla öyle değil; biz onun söylediklerini yazacağız ve azabını çoğalttıkça çoğaltacağız. (MERYEM/77-79)

 

Ve alevli ateşe girecektir.

 

Çünkü o ailesi içinde sevinçli idi.

 

Hiç Rabbine dönmeyeceğini sanmıştı. (İNŞİKAK/12-14)

 

Dillerinizin yalan vasfetmesi ile: “Şu helaldir, şu haramdır” demeyin; aksi halde Allah’a iftira etmiş olursunuz. Şüphesiz Allah’a yalan uyduranlar asla kurtulamazlar.

 

Onlar için dünyada pek az bir menfaat var, ahirette ise çok acıklı bir azab vardır. (NAHL/116-117)

 

Kalbi iman ile sükûnet bulduğu halde (dinden dönmeye) zorlananlar dışında, her kim imanından sonra küfre kalbini açarsa, mutlaka onların üzerine Allah’tan bir gazab gelir ve kendilerine çok büyük bir azab vardır. (NAHL/106)

 

Halbuki Rabbiniz: “Bana yalvarın, dua edin ki size karşılık vereyim. Çünkü bana ibadet etmekten kibirlenip yüz çevirenler yarın horlanmış olarak cehenneme gireceklerdir.” buyurdu. (MÜ’MİN/60)

 

Ey iman edenler! Toplu olarak kâfirlerle karşılaştığınız zaman, onlara arkalarınızı dönmeyin (kaçmayın).

 

Böyle bir günde her kim onlara, tekrar dönüp çarpışmak için geri çekilmek veya diğer bir safta yeniden mevzilenmek hâlleri dışında, arkasını dönerse, muhakkak Allah’dan bir gazaba uğramış olur ve varacağı yer cehennemdir, orası da ne kötü bir akıbettir. (ENFAL/15-16)

 

Eğer şaşıyorsan, asıl şaşılacak şey onların şu sözleridir: “Biz toprak olup gittikten sonra mı, yani biz gerçekten yeniden mi yaratılacağız?” İşte bunlar Rablerini inkâr etmişlerdir. Bunlar boyunlarında demir halkalar bulunanlardır. Ve işte bunlar cehennemliktirler, orada ebedî kalacaklardır. (RA’D/5)

 

Rablerinin emirlerine uyanlar için daha güzeli vardır. O’na itaat etmeyenler ise, yeryüzünde bulunan ne varsa hepsi kendilerinin olsa da onu ve bir o kadarını bütünüyle kurtuluş fidyesi olarak verirlerdi. İşte onlar, hesabın kötüsü kendileri için olanlardır. Varacakları yer de cehennemdir. Orası da ne fena yataktır. (RA’D/18)

 

Bu, böyledir. Şüphesiz azgınlar için de fena bir gelecek vardır.

 

Cehennem! Ona yaslanacaklar, fakat o ne çirkin döşektir. (SAD/55-56)

 

Müminlerden zekâttan fazla olarak kendi gönülleriyle bağışta bulunanlara, bir de güçlerinin yettiğinden fazlasını bulamayanlara bakıp da onlarla alay edenleri Allah, maskaraya çevirmiştir. Onlara pek acıklı bir azap vardır. (TEVBE/79)

 

Bizim âyetlerimizi yalanlayan ve onlara inanmaya tenezzül etmeyenler var ya, işte onlara göğün kapıları açılmayacak ve deve (veya halat) iğne deliğinden geçinceye kadar onlar cennete giremeyeceklerdir. İşte suçluları böyle cezalandırırız.

 

Onlara cehennemde ateşten bir yatak, üstlerine de (ateşten) örtüler vardır. Biz zalimleri işte böyle cezalandırırız. (A’RAF/40-41)

 

Allah’ın ahdini misak ile belgeledikten sonra bozanlar ve Allah’ın birleştirilmesini emrettiği bağlantıları koparanlar ve yeryüzünü bozguna verenler varya, işte lanet olsun onlara! Ve yurdun kötüsü de onlaradır. (RA’D/25)

 

-

 

 

 

Cehenneme nasıl gireceklerdir

 

O gün onlar cehennem ateşine itilip kakılacaklar. (TUR/13)

 

Suçlular simalarından tanınır, alınlarından ve ayaklarından tutulur. (RAHMAN/41)

 

Her kim peşin isterse, dünyada ona, istediğimiz kimseye, dilediğimiz kadarını peşin veririz. Sonra ona cehennemi hazırlarız; kınanmış ve (rahmetimizden) kovulmuş olarak oraya girer. (İSRA/18)

 

O zaman boyunlarında halkalar ve zincirler olduğu halde sürükleneceklerdir. (MÜ’MİN/71)

 

-

 

 

 

 

 

İnkarcılar Cehennemin Yakıtıdırlar

 

Ey inananlar! Kendinizi ve ailenizi bir ateşten koruyun ki onun yakıtı insanlar ve taşlardır. Onun başında gayet katı, şiddetli, Allah’ın kendilerine buyurduğuna karşı gelmeyen ve emredildikleri şeyi yapan melekler vardır. (TAHRİM/6)

 

Yok yapamadıysanız, ki hiçbir zaman yapamayacaksınız, o halde yakıtı insanlar ve taşlar olan, inkârcılar için hazırlanmış ateşten sakının. (BAKARA/24)

 

Siz ve Allah’dan başka taptıklarınız, cehennemin yakıtısınız; oraya gireceksiniz. (ENBİYA/98)

 

Gerçek şu ki, kâfirlere, Allah’tan gelecek bir zararı, ne malları, ne de evlatları engelleyemez. İşte onlar, o ateşin yakıtı olacaklar. (AL-İ İMRAN/10)

 

-

 

 

 

Kalınacak en kötü yerdir

 

Allah’ın, hakkında hiçbir delil indirmediği şeyleri O’na ortak koşmalarından dolayı, inkâr edenlerin kalplerine korku salacağız. Onların yurtları ateştir. Zalimlerin dönüp varacağı yer ne kötüdür! (AL-İ İMRAN/151)

 

Onlar, cehenneme girecekler. O ne kötü karargâhtır. (İBRAHİM/29)

 

Kim kendisine doğru yol besbelli olduktan sonra Peygamber’e karşı çıkar, müminlerin yolundan başkasına uyup giderse onu döndüğü yolda bırakırız ve cehenneme sokarız. Orası ne kötü bir gidiş yeridir. (NİSA/115)

 

Allah’ın rızasına uyan kimse, Allah’ın hışmına uğrayan ve varacağı yer cehennem olan kimse gibi midir? Varış yeri olarak ne kötüdür orası! (AL-İ İMRAN/162)

 

Şüphesiz ki, Allah iman edip salih amel işleyenleri, altlarından ırmaklar akan cennetlere koyar. İnkâr edenler ise dünyada zevk edip geçinirler. Hayvanların yediği gibi yerler. Onların varacakları yer ateştir. (MUHAMMED/12)

 

-

 

 

 

Cehennem kafirlerin buluşma yeridir

 

“Şüphesiz ki onların hepsine vaad edilen yer cehennemdir.” (HİCR/43)

 

-

 

 

 

Dar ve sıkıntılıdır

 

Elleri boyunlarına bağlı olarak onun dar bir yerine atıldıkları zaman da, oracıkta yok olmayı isterler. (FURKAN/13)

 

-

 

 

 

Puslu ve karanlıktır

 

Kapkara dumandan bir gölge altındadırlar.

 

Ki ne serindir, ne de faydalı. (VAKİ’A/43-44)

 

-

 

Duvarlarla çevrilidir

 

O gün münafık erkekler ve münafık kadınlar o iman edenlere şöyle diyeceklerdir: “Bize bakın da sizin nurunuzdan alalım?” Onlara: “Arkanıza dönün de nur arayın!” denilir. Aralarına kapılı bir sur çekilir ki, onun içinde rahmet, dışında da azap vardır. (HADİD/13)

 

-

 

 

 

Uğultusu vardır

 

Ki, cehennem ateşi uzak bir mesafeden kendilerine görününce, onun bir hışımlanmasını (kaynamasını) ve uğultusunu işitirler. (FURKAN/12)

 

Oraya atıldıklarında, onun kaynarken çıkardığı uğultuyu işitirler. (MÜLK/7)

 

-

 

 

 

Azap sürekli olacak ve hafifletilmeyecek

 

Sonra o zulüm yapanlara “Tadın bakalım şu ebedi azabı!” denilecek. Vaktiyle kazandığınızdan başkası ile mi cezalandırılacaksınız?” (YUNUS/52)

 

Cehennem ateşinden çıkmak isterler. Ama oradan çıkacak değillerdir. Onlar için devamlı bir azap vardır. (MAİDE/37)

 

Onlar bu (lanetin) içinde ebedî kalacaklardır. Kendilerinden ne bu azab hafifletilir, ne de yüzlerine bakılır. (AL-İ İMRAN/88)

 

Kâfirler, gerek kitap ehlinden olsun gerek puta tapanlardan olsun muhakkak, cehennem ateşindedirler. Orada ebedî olarak kalacaklardır. Onlar, insanların en şerlileridir. (BEYYİNE/6)

 

-

 

 

 

Heryandan ölüm gelecektir

 

Onu yutmaya çalışacak, fakat boğazından geçiremeyecek ve her yandan ona ölüm gelecek, fakat o ölemez. Arkasından da çetin bir azab gelecektir. (İBRAHİM/17)

 

-

 

 

 

Ateş azabı olacaktır

 

Şüphesiz ki âyetlerimizi inkâr eden kâfirleri biz yarın bir ateşe atacağız. Derileri piştikçe azabı duysunlar diye, kendilerine başka deriler vereceğiz. Çünkü, Allah gerçekten çok güçlüdür, hüküm ve hikmet sahibidir. (NİSA/56)

 

Onlar: “Hesap ve ceza günü ne zaman?” diye soruyorlar.

 

O gün, onların ateş üzerinde azap görecekleri gündür. (ZARİYAT/12-13)

 

-

 

 

 

Demir kamçılarla kamçılanacaktır

 

Bir de bunlara demirden kamçılar vardır. (HAC/21)

 

-

 

 

 

Başlarının üstünden kaynar su dökülecektir

 

Şu ikisi Rableri hakkında tartışmaya girmiş iki hasımdır. O’nu inkar edenler için ateşten elbiseleri biçilmiştir. Başlarının üstünden kaynar su dökülür. (HAC/19)

 

-

 

 

 

Cehennemde giyecekleri

 

Gömlekleri katrandandır ve yüzlerini ateş kaplar. (İBRAHİM/50)

 

Şu ikisi Rableri hakkında tartışmaya girmiş iki hasımdır. O’nu inkar edenler için ateşten elbiseleri biçilmiştir. Başlarının üstünden kaynar su dökülür. (HAC/19)

 

-

 

 

 

Cehennemde yiyecekleri

 

Elbette bir ağaçtan, zakkum ağacından yiyeceksiniz.

 

Karınlarınızı hep onunla dolduracaksınız. (VAKİ’A/52-53)

 

Onlar için kuru bir dikenden başka yiyecek de yoktur.

 

O da ne besler, ne de açlığı giderir. (ĞAŞİYE/6-7)

 

Nasıl, bu mu daha hayırlı konukluk için, yoksa zakkum ağacı mı?

 

Gerçekten biz onu zalimler için bir fitne (imtihan) yaptık.

 

O bir ağaçtır ki cehennemin dibinde çıkar.

 

Tomurcukları şeytanların başları gibidir. (SAFFAT/62-65)

 

Gerçekten zakkum ağacı,

 

Günahkârların yemeğidir.

 

O pota gibi karınlarda kaynar.

 

O, kızgın bir sıvının kaynaması gibidir. (DUHAN/43-46)

 

Bir irinden başka yiyecek de yok. (HAKKA/36)

 

-

 

 

 

Cehennemde içecekleri

 

Üstüne de kaynar su içeceksiniz.

 

Susuzluk illetine tutulmuş develerin içişi gibi içeceksiniz. (VAKİ’A/54-55)

 

Dinlerini bir oyun ve bir eğlence edinen ve kendilerini dünya hayatının aldattığı kimseleri bırak! Ve hiçbir kimsenin kazandığı şey yüzünden kendisini helake atmamasını, kendisi için Allah’tan başka hiç bir dost ve hiçbir şefaatçi bulunmadığını Kur’ân ile hatırlat. O, azaptan kurtulmak için bütün varını feda etse, kendisinden alınmaz. Onlar kazandıkları şey yüzünden helake uğratılmışlardır. Onlar için, inkâr ettiklerinden dolayı kaynar bir içecek ve can yakıcı bir azab vardır. (EN’AM70)

 

Ardından da Cehennem vardır, orada kendisine irinli su içirilecektir.

 

Onu yutmaya çalışacak, fakat boğazından geçiremeyecek ve her yandan ona ölüm gelecek, fakat o ölemez. Arkasından da çetin bir azab gelecektir. (İBRAHİM/16-17)

 

Onlara kızgın bir kaynaktan su verilir. (ĞAŞİYE/5)

 

Orada ne bir serinlik tadacaklar, ne de içecek bir şey.

 

Ancak bir kaynar su ve irin (içecekler). (NEBE/24-25)

 

Sonra üzerine onlar için kaynar bir içecek vardır. (SAFFAT/67)

 

Dönüşünüz hep O’nadır. Allah’ın vaadi haktır. Herşeyi ilk baştan yaratan O’dur. Sonra iman edip salih amel işleyenleri hak ettikleri ölçüde mükâfatlandırmak için geri döndürecek olan yine O’dur. Kâfirlere de inkâr ettikleri için kaynar sudan bir içki ve acıklı bir azap vardır. (YUNUS/4)

 

İşte artık tatsınlar onu ki, o kaynar su ve irindir. (SAD/57)

 

-

 

 

 

 

 

Allah onlarla konuşmaz

 

(Allah) buyurur ki: Alçaldıkça alçalın orada! Bana konuşmayın artık. (MÜ’MİNUN/108)

 

Allah’a verdikleri sözü ve yeminlerini az bir paraya satanlar var ya, işte onların ahirette bir payı yoktur; Allah kıyamet günü onlarla hiç konuşmayacak, onlara bakmayacak ve onları temizlemeyecektir. Onlar için acı bir azab vardır. (AL-İ İMRAN/77)

 

-

 

 

 

Cennettekilerden su ve rızık isteyeceklerdir

 

Cehennemdekiler, cennettekilere: “Bize biraz su akıtın veya Allah’ın size verdiği rızıktan bize de verin.” diye seslenirler. Cennettekiler de: “Allah, bunların ikisini de kâfirlere haram kıldı.” derler. (A’RAF/50)

 

-

 

 

 

Cehennemden kaçış olmayacaktır

 

Günahkârlar ateşi görmüşler de artık ona düşeceklerini anlamışlardır. Fakat ondan kaçıp sığınacak bir yer bulamazlar. (KEHF/53)

 

-

 

 

 

Yok olmayı isteyeceklerdir

 

Biz sizi yakın bir azap ile uyardık. O gün kişi ellerinin ne takdim ettiğine bakacak ve kâfir diyecek ki: “Ah ne olaydı, ben bir toprak olaydım.” (NEBE/40)

 

Elleri boyunlarına bağlı olarak onun dar bir yerine atıldıkları zaman da, oracıkta yok olmayı isterler.

 

(Onlara şöyle denilir) Bu gün bir yok olmayı değil, nice yok olmaları isteyin! (FURKAN/13-14)

 

Onlar cehennem bekçisine: “Ey Mâlik! Rabbin artık bizi öldürsün.” diye seslenirler. Mâlik de: “Siz böylece kalacaksınız.” der. (ZUHRUF/77)

cennet ve cehennemle ilgili ayetler

Cennet takva sahiplerine, uzak olmayarak yaklaştırılmıştır. İşte size vadolunan, gördüğünüz şu Cennettir ki, O, Allahın taatına dönen onun hudud ve ahkamına riayet eden çok esirgeyici Allaha bütün samimiyetiyle gıyaben saygı gösteren, hakkın taatına yönelmiş bir kalble gelen kimselere aittir. Kaf :31-33

Tövbe edenler, iyi amel ve harekette bulunanlar öyle değil. Çünkü bunlar hiç bir şeyle haksızlığa uğratılmayarak Cennete, çok esirgeyici Allahın kullarına gıyâben vad buyurduğu Adn Cennetlerine gireceklerdir. Onun vadi şüphesiz yerini bulacaktır. Orada selâmdan başka boş bir söz işitmeyeceklerdir. Orada sabah, akşam rızıkları da ayaklarına gelecektir. O, öyle Cennettir ki biz ona kullarımızdan gerçekten müttakî olanları varis kılacağız. Meryem : 60-63

Adn Cennetleri vardır ki altlarından ırmaklar akar. Onlar orada ebedî kalıcıdırlar. İşte günahlardan temizlenenlerin mükafatı. Taha : 76

Altlarından ırmaklar akan, birbiri üzerine bina edilmiş yüksek köşkler. Zümer : 20

Onlara Cennette bir meyve, içlerinin çekeceği bir et verdik vereceğiz. Tur : 21

Canların isteyeceği ve gözlerin hoşlanacağı ne varsa, hepsi oradadır. Siz de orada devamlı olarak kalacaksınız. İşte bu, sizin çalıştığınız ameller sebebiyle mirasçı kılındığınız Cennettir. Sizin için orada çok meyveler vardır, onlardan yiyeceksiniz. Zuhruf : 71-73

Onlar Cennette ne bir boş laf işitirler ne de bir hezeyan. Ancak bir söz işitirler: Selam birbirleriyle selamlaşır dururlar. Vakıa : 25-26

İşte bu yüzden Allah onları o günün fenalığından esirger.Yüzlerine parlaklık, gönüllerine sevinç verir. Sabretmelerine karşılık onlara Cenneti ve oradaki ipekleri lütfeder. Orada koltuklara kurulmuş olarak bulunurlar. Ne yakıcı sıcak görürler orada, ne de dondurucu soğuk. Ağaçlarının gölgeleri üzerlerine sarkar kolayca koparılabilen meyveleri istifadelerine sunulur. Yanlarında gümüş kaplar ve billür kaselerle, gümüşi beyazlıkta billur gibi şeffaf kupalarla dolaşılır ki Cennet sakinleri bunlara dolduracakları Cennet şarabını Cennetteki insanların iştahları ölçüsünde tavin ve takdir ederler. Onlara orada bir kaseden içirilir ki karışımında zencefil vardır.Bu şarap orada bir pınardandır ki adına Selsebil denir. Cennettekilerin etrafında öyle ölümsüz genç nedenler dolaşır ki, onları gördüğünde kendilerini etrafa saçılıp dağılmış inciler sanırsın. Ne yana bakarsan bak yığınla nimet ve ulu bir saltanat görürsün. Üzerlerinde ince yeşil ipekli, parlak atlastan elbiseler vardır. Gümüş bilezikler takınmışlardır. Rableri onlara tertemiz içecekler içirir. Onlara: İşte bu sizin işlediklerinizin karşılığıdır, çalışmalarınız şükre değer denir. İnsan : 11-22

Takva sahipleri, elbette Cennetlerde ve pınarlardadırlar. Girin oraya selametle, emin olarak. Biz, O Cennetliklerin kalblerindeki kinleri çıkarır atarız. Hepsi kardeşler olarak tahtlar üzerinde karşı karşıya otururlar. Orada kendilerine hiç bir zahmet dokunmaz ve onlar oradan çıkarılacak da değiller. Hicr : 45-48

İman edip salih amel işleyen kimseleri, Rableri, imanları sebebiyle, ağaçları altından ırmaklar akan, nimeti bol Cennetlere hidayet buyurur. Bunların, Cennette duaları: Allahım, seni tesbih ve tenzih ederiz. sözüdür ve aralarındaki dilekleri de hep selamdır. Dualarının sonu ise Bütün hamdler, alemlerin Rabbine mahsustur gerçeğidir. Yunus : 9-10

Artık o ateşten sakının ki, onun tutuşturucu odun kafir insanlarla taşlardır. O ateş kafirler için hazırlanmıştır. Bakara : 24

Kafirler için hazırlanan ateşten korkun. Ali İmran : 131

Şüphesiz ki münafıklar nar Cehennemın en aşağı tabakasındadırlar. Nisa : 145

Cehennemin yedi kapısı olup, her kapıdan onların girecekleri ayrılmış bir kısım vardır. Hicr : 44

Allah onu azabdan kurtarmaz. Çünkü o Cehennemin alevli bir ateştir. Mearic : 15

O şeytanlara ahirette çılgın ateş azabı hazırladık. Mülk : 5

O, kızgın bir ateştir. Karia : 9-11

Cehennem inkar edenleri şüphesiz çepeçevre kuşatacaktır. Tevbe : 49

Biz sapık kimseleri kıyamet günü yüzü koyun, körler, dilsizler ve sağırlar olarak haşrederiz. Varacakları yer Cehennemdir. Onun ateşi ne zaman sönmeye yüz tutsa hemen alevini artırırz. İsra : 97

O,gün Cehenneme: doldun mu? deriz. O Daha var mı? der. Kaf : 30

Rablerini inkar eden kimseler için Cehennem azabı vardır. Ne kötü bir dönüştür. Oraya atıldıkları zaman onun kaynarken çıkardığı uğultuyu işitirler. Nerede ise öfkesinden çatlayacak gibi olur. İçine her bir topluluğun atılmasında bekçileri onlara: size bir uyarıcı gelmemiş miydi diye sorarlar. Onlar evet, doğrusu bize bir uyarırı geldi; fakat biz yalanladık ve Allah hiç bir şey indirmemiştir, siz büyük bir sapıklık içerisindesiniz, demiştik derler. Mülk : 6-9

Boyunlarında halkalar ve zincirler olarak kaynar suya sürülür, sonra ateşte yakılırlar. Mümin : 70-72

İnkar edenlere ateşten elbiseler kesilmiştir. Başlarına kaynar su dökülür de bununla karınlarındakiler ve derileri eritilir. Demir topuzlar da onlar içindir. Orada uğradıkları gamdan ne zaman çıkmak isteseler, her defasında oraya geri çevrilirler. Ve kendilerine yakıcı azabı tadın denir. Hacc : 19-22

Nasıl ağırlanmak için bu nimetmi hayırlı yoksa zakkum ağacı mı? Biz onu zalimler için bir fitne sınama vesilesi veya azap kıldık. O, Cehennem’in dibinde çıkan bir ağaçtır. Tomurcukları şeytanların başları gibidir. Onlar ondan yiyecekler ve karınlarını onunla dolduracaklar. Sonra onların, bunun üzerine kaynar su karıştırılmış bir içkileri vardır. Yedikleri zakkum, boğazlarını yakar Yanan boğazlarını dindirmek için içecek bir şey ararlar. Ama kaynar su katılmış kusuntu ve irinden başka içecek bulamazlar. Saffat : 62-67

O gün münafık erkekler ve münâfık kadınlar süratle Cennete girmekte olan müminlere derler ki: Ne olur bize bakın da sizin nurunuzdan alalım. Onlara: Arkanıza dönün de nur arayın denilir. Kendileriyle alay eden bu ses, onlara diyor ki: Arkada kalan dünyaya dönün nur orada aranır. Nurun kaynağı, dünyada yapılan işlerdir. Böyle denilir ve müminlerle münafıkların aralarına kapılı bir sur çekilir ki, onun içinde rahmet vardır. Dış yönünde de azap. Münafıklar onlara seslenirler: Biz de sizinle beraber değil miydik. Müminler derler ki: Evet ama, siz kendi canlarınıza kötülük ettiniz. İnananların başlarına felaket gelmesini gözlediniz. Şüphe ettiniz, kuruntular sizi aldattı. Allahın emri olan ölüm gelinceye kadar böyle hareket ettiniz. O çok aldatıcı şeytan sizi Allah hakkında aldattı. Hadîd : 13-14

CENNET İLE İLGİLİ AYETLER

İşte bütün bu hükümler, Allah’ın koyduğu hükümler ve çizdiği sınırlardır. Kim Allah’a ve Peygamberine itâat ederse Allah onu altlarından ırmaklar akan cennetlere koyar. Onlar, orada ebedî olarak kalacaklardır. İşte büyük kurtuluş budur. (NİSA/13)

Muhacir ve Ensar’dan İslâm’a ilk önce girenlerin başta gelenleri ve iyi amellerle onların ardınca gidenler var ya, işte Allah onlardan razı oldu, onlar da Allah’dan razı oldular ve onlara, altlarında ırmaklar akan cennetler hazırladı ki, içlerinde ebedi kalacaklar. İşte büyük ve muhteşem kurtuluş budur. (TEVBE/100)

İman edip salih ameller işleyenler, işte öyleleri de cennet ehlidirler ve orada ebedî kalıcıdırlar. (BAKARA/82)

Allahtan korkanlar, elbette cennetlerde ve pınarların başındadırlar. (HİCR/45)

Allah mümin erkeklere ve mümin kadınlara, altlarından ırmaklar akan cennetler vaad buyurdu. Orada ebedi kalacaklardır. Hem de Adn cennetlerinde hoş meskenler vaad etmiştir. Allah’ın rızası ise hepsinden büyüktür. İşte asıl büyük kurtuluş da budur. (TEVBE/72)

CEHENNEM İLE İLGİLİ AYETLER

İnkâr edenlere de ki: “Yakında yenilgiye uğratılacaksınız ve toplanıp cehenneme sürüleceksiniz” Ne kötü yataktır o (3/12)

Bazı yüzlerin ağaracağı, bazı yüzlerin de kararacağı gün Yüzleri kapkara-kesilecek olanlara: “İmanınızdan sonra inkar ettiniz, öyle mi? Öyleyse inkar etmenize karşılık olarak azabı tadın” (denilir) (3/106)

Ayetlerimize karşı inkâra sapanları şüphesiz ateşe sokacağız Derileri yanıp döküldükçe azabı tadmaları için onları başka derilerle değiştireceğiz Gerçekten Allah güçlü ve üstün olandır hüküm ve hikmet sahibidir (4/56)

Ateşin üstünde durdurulduklarında onları bir görsen; derler ki: “Keşke (dünyaya bir daha) geri çevrilseydik de Rabbimizin ayetlerini yalanlamasaydık ve mü’minlerden olsaydık” (6/27)

Rablerinin karşısında durdurulduklarında onları bir görsen: (Allah) “Bu, gerçek değil mi?” dedi Onlar: “Evet, Rabbimiz hakkı için” dediler (Allah) “Öyleyse inkâr edegeldikleriniz nedeniyle azabı tadın” dedi (6/30)

CENNET İLE İLGİLİ HADİSLER

Ebu Sa’îdi’I-Hudrî radıyallahu anh anlatıyor: “Resülullah aleyhissalatu vesselam buyurdular ki: “Cennette bir karışlık yer (ebedi olduğu için, fani olan) küre-i arz ve üzerinde bulunanlardan -dünya ve içindekilerden- daha hayırlıdır.”

Sehl İbnu Sa’d radıyallahu anh anlatıyor: “Resulullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki: “Cennette bir kamçılık yer (ebedi olduğu için, fani olan) dünya ve içindekilerden daha hayırlıdır.”

Sehl İbnu Sa’d radıyallahu anh anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki: “Cennet ehli, gurfelerde kalanları seyrederler, tıpkı gökteki yıldızları seyretmeniz gibi.”

Ebu Rezin el-Ukayli radıyallahu anh anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki: “Cennet ehlinin çocuğu olmaz, (orada doğum yoktur).”

Hz. Ebu Hureyre radıyallahu anh anlatıyor: “Cennette hiçbir ağaç yoktur ki gövdesi, altından olmasın.”

CEHENNEM İLE İLGİLİ HADİSLER

“Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm bize şöyle buyurmuşlardi: “Cehennemin kiyisindan büyük bir taş birakildi. Bu taş yetmiş yil aşagi dogru düştü de henüz dibe ulaşmadi.”

5082 – Ebu Said el-Hudri radiyallahu anh anlatiyor: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki:
“Veyl, cehennemde bir vadidir. Kâfir orada, kirk yil batar da dibine ulaşamaz.”

5086 – ibnu Mes’ud radiyallahu anh anlatiyor: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki:
“Kiyamet günü cehennem, yetmişbin yulari oldugu halde getirilir. Her yularinda, onu ceken yetmişbin melek vardir.”

“Kiyamet günü Arz toptan O’nun bir kabzasidir (tam tasarrufundadir). Gökler de O’nun sag eliyle dürülmüşlerdir” (Zümer 67) âyetinden sormuş ve:
“Bu sirada insanlar nerede olurlar (ey Allah’in Resûlü)” demiştim. Aleyhissalatu vesselam: “Cehennem köprüsünde!” cevabini verdi.”

Cehennem İle İlgili Hadisler

1) Abdullah bin Mes’ud (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:

“Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem):

‘O gün cehennem getirilecek, onun yetmiş bin bağı olacak ve her bağ ile beraber cehennemi çeken yetmiş bin melek bulunacaktır’ buyurdu.”

Müslim 2842/29, Tirmizi 2698

2) Ebu Hureyre (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:

“Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem):

‘…Allah ateşi yarattığı vakit Cebrail’e:

−‘Ey Cibril! Git, cehenneme bak’ buyurdu. Cebrail gitti, cehenneme baktı.

Sonra geldi ve:

−Ey Rabbım! İzzetine yemin ederim ki, cehennemi kim işitirse ona asla girmez dedi.

Allah, cehennemi şehvet çekici şeylerle donatıp:

−‘Ey Cibril! Git, ona bak’ buyurdu. Cibril gitti, cehenneme baktı.

Sonra geldi:

−Ey Rabbım! İzzetine yemin ederim ki, hiçbir kimse dışarıda kalmadan hepsi cehenneme girer diye korktum dedi’ buyurdu.”

Ebu Davud 4744, Tirmizi 2685

3) Enes bin Malik (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:

“Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem):

‘…Cehennem de nefsin arzularıyla kuşatılmıştır’ buyurdu.”

Buhari 6412, Müslim 2822/1, Tirmizi 2684

4) Ebu Hureyre (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:

“Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem):

‘Sizin şu ateşiniz cehennem ateşinin yetmiş cüzünden bir parçadır’ dedi.

Sahabeler:

−Ya Rasulallah! Vallahi dünya ateşi muhakkak kâfi gelir dediler.

Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem):

−‘Cehennem ateşi dünya ateşleri üzerine altmış dokuz derece daha fazla kılındı. Bunların her birinin harareti bütün dünya ateşinin harareti gibidir’ buyurdu.”

Müslim 2843/30, Buhari 3064, Tirmizi 2715

5) Ebu Hureyre (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:

“Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem):

‘Cehennem ateşi Rabb’ine şikâyet edip:

−Ya Rabb! Bir kısmım bir kısmımı yiyor ben kendi kendimi yiyorum, izin ver dedi. Allah da ona iki defa nefes vermesi için izin verdi. Bir nefes kışın, bir nefes yazın. Bulduğunuz en şiddetli sıcak onun hararetinden, en şiddetli soğuk da zemheririndendir’ buyurdu.”

Buhari 3062, Tirmizi 2719, İbn Mace 4319

6) Ebu Zerr (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:

“Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bir seferde idi.

Bilal’e öğle ezanını:

−‘Serinlik vakte bırak!’ buyurdu.

Bir müddet sonra yine:

−‘Serinliği bekle, ta tepelerin gölgeleri arkalarına dönünceye kadar’ buyurdu.

Sonra:

−‘Namazı serinliğe bırakınız! Şüphesiz sıcağın şiddeti cehennemin kaynamasındandır’ buyurdu.”

Buhari 3062

7) Utbe bin Gazvan (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:

“Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem):

‘Kocaman bir kaya cehennemin kenarından aşağı bırakılır, cehennem çukuruna yetmiş sene iniş yapar ve yine dibine varamaz!’ buyurdu.”

Utbe bin Gazvan şöyle devam etti:

Ömer (Radiyallahu Anh) şöyle derdi:

“Cehennem ateşini sık sık hatırlayın! Onun sıcaklığı şiddetli, dibi derin ve kamçıları demirdendir!”

Tirmizi 2701

8) Ebu Hureyre (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:

“Bir gün Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’in beraberinde idik. Ansızın bir düşme sesi işittik.

Bunun üzerine Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem):

−‘Bu nedir, bilir misiniz?’ diye sordu.

Biz:

−Allah ve Rasulü en iyi bilendir dedik.

Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem):

−‘Bu, cehennemin içine atılmış bir taştır ki, yetmiş sonbahardan beri yol almaktadır. Şimdi o cehennemin içine uzandı ve nihayet dibine varıp dayandı’ buyurdu.”

Müslim 2844/31

9) Ebu Hureyre (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:

“Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem):

‘Cehennem ve cennet münakaşa ettiler.

Cehennem:

−Ben kibirlenenler, büyüklenenlere ve zorbalara tercih olundum dedi.

Cennet de:

−Niye bana insanların ancak zayıfları, hakir görülenleri ve acizleri giriyor? dedi.

Allah cennete:

−‘Sen benim rahmetimsin, ben seninle kullarımdan dilediğime rahmet ederim’ buyurdu.

Cehenneme de:

−‘Sen benim azabımsın, ben seninle kullarımdan dilediğime azabederim. Her birinize de dolusu vardır’ buyurdu.

Fakat cehenneme gelince dolmak bilmez. Nihayet Allah ayağını onun üzerine koyar.

Cehennem de:

−Yetişir! Yetişir! der. İşte o zaman cehennem dolar ve bazısı bazısına büzülür’ buyurdu.”

Müslim 2846/35

10) Harise bin Vehb el-Huzai (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:

“Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem):

‘…Dikkat edin! Size ateş ehlini de haber veriyorum! Onlar da her katı yürekli, kibirli ve büyüklük taslayan kimselerdir!’ buyurdu.”

Buhari 4902, Müslim 2853/46, Tirmizi 2732, İbni Mace 4116

11) Ebu Hureyre (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:

“Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem):

‘Kıyamet günü cehennemden bir boyun çıkacaktır ki, onun gören iki gözü, işiten iki kulağı ve konuşan bir dili olacaktır.

Diyecektir ki:

−Ben üç kişiye tayin edildim:

1) Her inatçı zorbaya,

2) Allah ile beraber başka bir ilaha ibadet eden her insana ve

3) Musavvirlere (yani) canlı resmi ve heykeli yapanlara’ buyurdu.”

Tirmizi 2700

12) Usame (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:

“Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem):

‘…Lakin ateş ehli ateşe girmeye emrolunmuşlardı. Ben cehennemin kapısı önünde de durdum. Oraya girenlerin çoğunun kadınlar olduğunu gördüm!’ buyurdu.”

Buhari 6456, Tirmizi 2729

13) Ebu Said (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:

“Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem):

‘Allah-u Teâlâ:

–‘Ey Âdem!’ buyurur.

–Âdem hemen cevap olarak:

−Ya Rab! mükerreren icabet ederim ve her emrini yerine getirmeye daima hazır olurum. Ve her hayır iki elindedir der.

Allah-u Teâlâ:

−‘Ateşe girecekleri halk arasından çıkarıp gönder!’ der.

Âdem:

−Ya Rab! Ateşe gireceklerin miktarı ne kadardır? diye sorar.

Allah-u Teâlâ:

−‘Her bin kişiden dokuz yüz doksan dokuzu!’ diye cevap verir…’ buyurdu.”

Buhari 6443

14) Enes bin Malik (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:

“Bir adam:

−Ya Rasulullah! Kâfir kıyamet günü yüzü üzerinde nasıl haşrolunur? diye sordu.

Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle cevap verdi:

−‘Dünyada onu iki ayağı üzerinde yürüten Allah kıyamet gününde yüzü üzerinde yürütmeye kudretli değil midir?’ buyurdu.”

Buhari 6438, Müslim 2806/54

15) Abdullah ibni Ömer (Radiyallahu Anhuma) şöyle dedi:

“Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem):

‘Cennet ahalisi cennete vardığı, cehennem ahalisi de cehenneme vardığında ölüm alaca bir koç suretinde vücut verilerek getirilir. Ta cennet ile cehennem arasında yatırılır. Sonra kesilir.

Sonra bir münadi:

−Ey cennet ahalisi! Artık ölüm yoktur. Ey cehennem ahalisi! Artık ölüm yoktur, diye nida eder. Bu hâdise sebebiyle cennet ehlinin ferahı bir kat daha ziyade olur, cehennem ehlinin hüzün ve kederi ise bir kat daha artar’ buyurdu.”

Müslim 2850/43, Buhari 6457, İbni Mace 4327, Tirmizi 2682

16) Enes bin Malik (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:

“Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem):

‘Cehennemliklerden dünya ahalisinin en nimetli ve en refahlısı olan kimse kıyamet gününde getirilir ve ateşe bir daldırılışla daldırılır.

Sonra:

−Ey Âdemoğlu! Sen hiçbir hayır gördün mü? Sana herhangi bir hayır uğradı mı? diye sorulur.

O kul:

−Hayır, vallahi ya Rab! der’ buyurdu.”

Müslim 2807/55, İbni Mace 4321

17) Enes bin Malik (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:

“Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem):

‘Allah Tebarake ve Teâlâ cehennemliklerin en hafif azaplısına:

−‘Dünya ve dünyadaki her şey senin olsa şu azaptan kurtulmak için onu fidye olarak verir miydin?’ buyurur.

O kul:

−Evet, fidye olarak verirdim der.

Bunun üzerine Allah:

−‘Sen Âdem’in sulbündeyken ben senden şimdi göze aldığın bu fedakârlıktan daha kolay bir şey istemiştim. Bana hiçbir şeyi ortak kılmaman zannediyorum ki şunuda söyledi ben de seni ateşe girdirmezdim. Fakat sen bana ortak kılmaya devam edip durdun! buyurur’ dedi.”

Müslim 2805/51, Buhari 6460

18) Numan bin Beşir (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:

“Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem):

‘Şüphesiz kıyamet gününde ateş ehlinin en hafif azaplısı şöyle bir adamdır ki, onun iki ayağı altının çukurlarında iki ateş parçası vardır da, bunların sıcaklığından onun beyni bakır tencere ve kumkuma adındaki madeni kabın kaynaması gibi kaynayacaktır’ buyurdu.”

Buhari 6463, Tirmizi 2731

19) Semuretu’bnu Cundeb (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:

“Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem):

‘Onlardan kimi vardır ki, ateş onu iki topuğuna kadar yakalar. Kimi vardır ki, onu dizlerine kadar yakalar. Kimi vardır ki, ateş onu beline kadar yakalar. Kimi de vardır ki, ateş onu boynuna kadar yakalayıp yakar’ buyurdu.”

Müslim 2845/33

20) Ebu Hureyre (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:

“Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem):

‘Cehennem ateşi Âdemoğlunun secde yeri dışında kalan bedenini yer. Allah, cehennem ateşine secde eserini yemeyi yasakladı’ buyurdu.”

İbni Mace 4326

21) Usame bin Zeyd (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:

“Ben Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem):

‘Kıyamet gününde bir kişi getirilir ve cehennemin içine atılır da orada onun barsakları derhal karnından dışarı çıkar. Sonra o kişi barsakları etrafında değirmen eşeğinin dönüşü gibi döner.

Bunun üzerine cehennem ahalisi o kişinin başına toplanırlar da:

–‘Ey fulan! Senin bu halin nedir? Sen bize dünyada iyiliği emreder ve bizleri kötülükten nehyeder değil miydin? derler.

O da:

–‘Evet, ben size iyiliği emrederdim, fakat onu kendim yapmazdım. Yine ben sizleri kötülükten nehyederdim de onu kendim işlerdim diye cevap verir’ buyurdu.”

Buhari 3065

22) Ebu Hureyre (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:

“Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem):

‘Cehennemde kâfirin iki omuzu arası, sür’atli bir süvari yürüyüşü ile üç günlük mesafedir’ dedi.”

Müslim 2852/45, Buhari 6459

23) Ebu Hureyre (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:

“Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem):

‘Kâfirin dişi yahut köpek dişi Uhud dağı gibidir. Derisinin kalınlığı da üç günlük mesafedir’ buyurdu.”

Müslim 2851/44, Tirmizi 2703, İbni Mace 4322

24) Enes bin Malik (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:

“Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem):

‘Bir kavim, kendilerine cehennem ateşi dokunduktan sonra simaları kırmızımsı siyah bir renkte olarak cehennemden çıkacak ve cennete girecekler de cennet ehli bunlara “Cehennemlikler” diye isim vereceklerdir’ buyurdu.”

Resulullah (sav) buyurdular ki: “Cehennem içerisine asiler atıldıkça: “Daha var
mı?” demekten geri durmaz. Bu hal Rabbu’l-İzze’nin cehennemin üzerine ayağını koyup iki yakasını dürüp birleştirmesine kadar devam eder. İşte o zaman cehennem: “Yeter yeter. İzzet ve keremine yemin olsun yeter!” der. Cennette fazlalık devam eder. Allah ona mahsus yeni bir halk yaratır ve bunları cennetin fazla kısmına yerleştirir.”

Buhari Tefsir Kaf 1 Eyman 12 Tevhid 7; Müslim Cennet 37 (2848); Tirmizi Tefsir Kaf (3268) RAVİ:ENES

Utbe İbnu Gazvan (ra) Basra’da minberde (hutbe esnasında) dedi ki: “Resulullah (sav) bize şöyle buyurmuşlardı: “Cehennemin kıyısından büyük bir taş bırakıldı. Bu taş yetmiş yıl aşağı doğru düştü de henüz dibe ulaşmadı.” (Utbe İbnu Gazvan devamla) der ki: “Hz. Ömer (ra): “Ateşi çok zikredip hatırlayın. Zira onun harareti pek şiddetlidir; derinliği çok fazladır çengelleri demirdendir” buyurdu.”

Kaynak: Tirmizi Cehennem 2 (2578)

Resulullah (sav) buyurdular ki: Kıyamet günü cehennem yetmiş bin yuları olduğu halde getirilir. Her yularında onu çeken yetmiş bin melek vardır.”
Müslim Cennet 29 (2842); Tirmizi Cehennem 1 (2576)

Resulullah (sav) buyurdular ki: “Veyl cehennemde bir vadidir. Kafir orada kırk yıl batar da dibine ulaşamaz.”
Kaynak: Tirmizi Tefsir Enbiya (3164)

Resulullah (sav) buyurdular ki: “Cehennem ateşi bin yıl yakıldı. Öyle ki kıpkırmızı oldu. Sonra bin yıl daha yakıldıöyle ki beyazlaştı. Sonra bin yıl daha yakıldı. Şimdi o siyah ve karanlıktır.”[Metin Tirmizi'ye aittir.]Tirmizi Cehennem 8 (2594); Muvatta Cehennem 2 (2994)

Resulullah (sav) buyurdular ki: “Eğer zakkumdan dünyaya tek damla damlatılacak olsa bu dünya ehlinin yiyeceklerini ifsad ederdi. Öyleyse yiyecek ve içeceği zakkumdan cehennemliğin hali ne olur (anlayın)!”
Tirmizi Cehennem 4 (2588)

Resulullah (sav) buyurdular ki: “Kıyamet günü ateşten bir parça boyun şeklinde uzanır. Bunun gören iki gözü işiten iki kulağı konuşan iki dili vardır. Der ki: “Ben üç takım (insanı cezalandırmak) için vazifelendirildim: Allah’la birlikte bir başka ilaha dua eden kimse bile bile zulmeden cebbar tasvirciler.”
Kaynak: Tirmizi Cehennem 1(2577)

 

Bilin ki dünya hayatı ancak bir oyun ‘(eğlence türünden) tutkulu bir oyalama’ bir süs kendi aranızda bir övünme (süresi ve konusu) mal ve çocuklarda bir ‘çoğalma-tutkusu’dur. Bir yağmur örneği gibi; onun bitirdiği ekin ekicilerin (veya kafirlerin) hoşuna gitmiştir sonra kuruyuverir bir de bakarsın ki sapsarı kesilmiş sonra o bir çer-çöp oluvermiştir. Ahirette ise şiddetli bir azap; Allah’tan bir mağfiret ve bir hoşnutluk (rıza) vardır. Dünya hayatı aldanış olan bir metadan başka birşey değildir. (Hadid Suresi 20)

 

Resulullah (sav): “Yaktığınız ateş var ya bu cehennem ateşinin yetmiş cüzünden bir cüzdür!” buyurmuşta. (Yanındakiler): “Zaten bu ateş vallahi (asileri cezalandırmaya ahirette) yeterliydi” dediler. Aleyhissalatu vesselam: “Cehennem ateşi öbürüne altmış dokuz kat üstün kılındı. Her bir kat’ın harareti bunun mislindedir.”
Buhari Bed’ü’l-Halk 10; Müslim Cennet 29 (2843)

 

 

Resulullah (sav) buyurdular ki: “Cehennemi kuşatan surun dört (ayrı) duvarı vardır. Her duvarın kalınlığı kırk yıllık yürüme mesafesi kadardır.”
Tirmizi Cehenmem 4 (2587)

 

…Sırt çevirdi ve büyüklük tasladı. Böylece: “Bu yalnızca ‘aktarılarak öğrenilen’ bir büyüdür” dedi. “Bu bir beşer sözünden başkası değildir.” Onu Ben cehenneme sürükleyip atacağım. Cehenennem (sakar) nedir sen bilir misin? Ne alıkoyar ne bırakır. Beşere delicesine susamıştır. (Müdessir Suresi 29)

Ebu Saidi’l-Hudri radıyallahu anh anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki:

“Cehennemi kuşatan surun dört (ayrı) duvarı vardır. Her duvarın kalınlığı kırk yıllık yürüme mesafesi kadardır.”

Tirmizi Cehennem 4 (2587).

İnkar edenlere gelince onlar için de cehennem ateşi vardır. Onlar için ne karar verilir ki böylece ölüversinler ne de kendilerine onun azabından (bir şey) hafifletilir. İşte biz her nankör olanı böyle cezalandırırız. (Fatır Suresi 36)

 

Derileri yandıkça azabı tatmaları için yeniden başka derilerle değiştirilir.en-Nisâ 4-56

 

 

Buhari 6462

 

Hz Ebu Hureyre radıyallahu anh anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm: “Yaktığınız ateş var ya, bu, cehennem ateşinin yetmiş cüzünden bir cüzdür!” buyurmuştu(Yanındakiler):“Zaten bu ateş, vallahi (âsileri cezalandırmaya ahirette) yeterliydi” dedilerAleyhissalâtu vesselâm:“Cehennem ateşi öbürüne altmışdokuz kat üstün kılındı Her bir kat’ın harareti, bunun mislindedir”Buhari, Bed’ü’l-Halk 10; Müslim, Cennet29, (2843); Muvatta, Cehennem 1, (2, 994); Tirmizi,Cehennem 7, (2592)5079 – Yine Ebu Hureyre radıyallahu anh anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki:“Cehennem ateşi bin yıl yakıldı Öyle ki kıpkırmızı oldu Sonra bin yıl daha yakıldı, öyle ki beyazlaştı Sonra bin yıl daha yakıldı Şimdi o siyah ve karanlıktır”Tirmizi, Cehennem 8, (2594); Muvatta, Cehennem 2, (2, 994) Metin Tirmizi’ye aittir

5080 – Ebu Saidi’l-Hudri radıyallahu anh anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki:

“Cehennemi kuşatan surun dört (ayrı) duvarı vardır Her duvarın kalınlığı kırk yıllık yürüme mesafesi kadardır

Tirmizi, Cehennem 4, (2587)

5081 – Hasan Basri rahimehullah anlatıyor: “Utbe İbnu Gazvân radıyallahu anh, Basra’da minberde (hutbe esnasında) dedi ki:

“Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm bize şöyle buyurmuşlardı: “Cehennemin kıyısından büyük bir taş bırakıldı Bu taş yetmiş yıl aşağı doğru düştü de henüz dibe ulaşmadı

(Utbe İbnu Gazvân, devamla) der ki: “Hz Ömer radıyallahu anh: “Ateşi çok zikredip hatırlayın Zira onun harareti pek şiddetlidir; derinliği çok fazladır, çengelleri demirdendir” buyurdu

Tirmizi, Cehennem 2, (2578)

5082 – Ebu Said el-Hudri radıyallahu anh anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki:

“Veyl, cehennemde bir vadidir Kâfir orada, kırk yıl batar da dibine ulaşamaz

Tirmizi, Tefsir, Enbiya, (3164)

5083 – İbnu Abbas radıyallahu anhüma anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki:

“Eğer zakkûmdan, dünyaya tek damla damlatılacak olsa, bu dünya ehlinin yiyeceklerini ifsad ederdi Öyleyse, yiyecek ve içeceği zakkum olan cehennemliğin hali ne olur (anlayın)!”

irmizi, Cehennem 4, (2588)

5084 – Hz Ebu Hureyre radıyallahu anh anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki:

“Cehennem, Rabbine şikayet ederek: “Ey Rabbim! Bir parçam diğer bir parçamı yemektedir” dedi bununn üzerine, Allah Teâla hazretleri ona, iki nefes almaya izin verdi: Bir nefes kışta, bir nefes de yazda (Yazdaki nefesi) sizin rastladığınız en şiddetli sıcaktır (Kıştaki nefesi de) sizin rastladığınız en şiddetli (soğuk olan) zemherirdir

Buhari, Bed’ü’l-Halk 10; Müslim, Mesacid 185, (617); Tirmizi, Cehennem 9, (2595)


Cehennem ateşine, ‘küçültücü bir sürüklenme ile ‘ sürüklenecekleri gün; (Tur Suresi, 13)(Çünkü o gün) Suçlu-günahkarlar, simalarından tanınır da alınlarından ve ayaklarından yakalanırlar. (Rahman Suresi, 41)Boyunlarında demir-halkalar ve (ayaklarında) zincirler olduğu halde sürüklenecekler; (Mümin Suresi, 71)Kim çarçabuk olanı (geçici dünya arzularını) isterse, orada istediğimiz kimseye dilediğimizi çabuklaştırırız, sonra ona cehennemi (yurt) kılarız; ona, kınanmış ve kovulmuş olarak gider. (İsra Suresi, 18)İNKARCILAR CEHENNEMİN YAKITIDIRLARŞüphesiz inkâr edenler, onların malları da, çocukları da kendilerine Allah’tan (gelecek azaba karşı) hiç bir şey kazandırmaz. Ve onlar ateşin yakıtıdırlar. (Al-i İmran Suresi, 10)Gerçekten siz de, Allah’ın dışında taptıklarınız da cehennemin odunusunuz, siz ona varacaksınız. (Enbiya Suresi, 98)Ama yapamazsanız -ki kesin olarak yapamayacaksınız- bu durumda kafirler için hazırlanmış ve yakıtı insanlar ile taşlar olan ateşten sakının. (Bakara Suresi, 24)

Ey iman edenler, kendinizi ve yakınlarınızı ateşten koruyun ki onun yakıtı insanlar ve taşlardır; üzerinde oldukça sert, güçlü melekler vardır. Allah kendilerine neyi emretmişse ona isyan etmezler ve emredildiklerini yerine etirirler. (Tahrim Suresi, 6)

Rabbinin rahmet ettikleri dışında. Onları bunun için yarattı. Böylece Rabbinin (şu) sözü tamamlanıp gerçekleşmiştir: “Andolsun, cehennemi cinlerden ve insanlardan, (kafirlerin) tümüyle dolduracağım.” (Hud Suresi, 119)

Eğer biz dilemiş olsaydık, her bir nefse kendi hidayetini verirdik. Fakat benden çıkan şu söz gerçekleşecektir: “Andolsun, cehennemi cinlerden ve insanlardan (İnkâr edenlerle) tamamıyla dolduracağım.” (Secde Suresi, 13)

KAFİRLER İÇİN SON VARIŞ YERİDİR

Taşkınlık edip-azanlar için son bir varış yeridir. (NebeSuresi , 22)

Onlara karşı apaçık olan ayetlerimiz okunduğu zaman, sen o inkâr edenlerin yüzlerindeki ‘red ve inkarı’ tanıyabilirsin. Neredeyse, kendilerine karşı
ayetlerimizi okuyanın üzerine çullanıverecekler. De ki: “Size, bundan daha kötü olanını haber vereyim mi? Ateş… Allah, onu inkâr edenlere va’detmiş bulunmaktadır; ne kötü bir duraktır.” (Hac Suresi, 72)

İnkâr edenler, Beni bırakıp kullarımı veliler edindiklerini mi sandılar? Gerçekten Biz cehennemi kafirler için bir durak olarak hazırlamışız. (Kehf
Suresi, 102)

KALINACAK EN KÖTÜ YERDİR

Allah’ın rızasına uyan kişi, Allah’tan bir gazaba uğrayan ve barınma yeri cehennem olan kişi gibi midir? Ne kötü barınaktır o. (Al-i İmran Suresi, 162)

Kim kendisine ‘dosdoğru yol’ apaçık belli olduktan sonra, elçiye muhalefet ederse ve mü’minlerin yolundan başka bir yola uyarsa, onu döndüğü şeyde bırakırız ve cehenneme sokarız. Ne kötü bir yataktır o!.. (Nisa Suresi, 115)

Kendisi hakkında hiç bir delil indirmediği şeyi Allah’a ortak koştuklarından dolayı küfredenlerin kalplerine korku salacağız. Onların barınma yerleri ateştir. Zalimlerin konaklama yeri ne kötüdür. (Al-i İmran Suresi, 151)

(Ki bu) Cehennemdir. Ona yaslanırlar. Ne kötü bir karar (yeridir) o!.. (İbrahim Suresi, 29)

Şüphesiz Allah, iman edip salih amellerde bulunanları, altından ırmaklar akan cennetlere sokar. İnkar edenler ise, ****lanırlar ve hayvanların yemesi gibi yerler; ateş, onlar için bir konaklama yeridir. (Muhammed Suresi, 12)

CEHENNEM KAFİRLERİN BULUŞMA YERİDİR

“Ve hiç şüphe yok, onların tümünün buluşma yeri cehennemdir.” (Hicr Suresi, 43)

DAR VE SIKINTILIDIR

Elleri boyunlarına bağlı olarak, sıkışık bir yerine atıldıkları zaman, orada yok oluşu isteyip-çağırırlar. (Furkan Suresi, 13)

 

Hz. Peygamber (s.a.s.) şöyle buyurmuştur:
“Cenâb-ı Hak buyuruyor ki: “Salih kullarım için ben, Cennet’te hiç bir gözün görmediği hiç bir kulağın işitmediği ve hiç bir insan gönlünün hatırlamadığı bir takım nimetler hazırladım.” (et-Tâc, el-Câmiu li’l-Usül, fî ahâdisi’r-Rasul, V, 402).
 
Başka bir hadislerinde de, Rasûlullah (s.a.s.) Cennet’in gümüş ve âltın kerpiçten yapıldığını, harcının misk, taşlarının inci ve yakut olduğunu, oraya girenlerin bolluk ve refâh içinde, üzüntüsüz ve kedersiz yaşayacağını ebedî kalacaklarını, ölmeyeceklerini, elbiselerinin eskimeyeceğini ve gençliklerinin yok olmayacağını ifade eder. (et-Tâc, aynı yer).
 
Rasûlullah (asv) bir hadislerinde şöyle buyurur:
“Siz gerçekten tıpkı şu ayı gördüğünüz gibi, Rabbinizi gözle (açıkça) göreceksiniz. Onu görmekte haksızlığa uğramıyacak, izdihâma düşmeyeceksiniz.” (Buhârî, Mevâkıt 16, 26).
 
Suheyb (r.a.)’ın rivayetine göre Peygamber (s.a.s.):
“İyi iş ve güzel amel işleyenlere daha güzel karşılık ve bir de ziyâde (Allah’ı görmek) vardır.”(Yunus, 10/26)
ayetini okuduktan sonra şöyle buyurdu:
“Cennetlikler Cennet’e girdiği zaman Allah (c. c.) şöyle buyuracak: “Size daha da vermemi istediğiniz bir şey var mı?” Cennetlikler de şöyle derler: “Yüzlerimizi ak çıkarmadın mı, bizi Cennet’e koymadın mı, bizi Cehennem’den kurtarmadın mı? (o yeter).” Rasûlullah sözlerine devam buyurarak: “Cenâb-ı Hak perdeyi kaldırır, Cennetliklere artık Rablerine bakmaktan daha sevimli gelecek hiç bir şey verilmiş olmaz.” (Müslim’in rivayeti, et-Tâc, V, 423).
 
Ebu Hureyre: Resulullah (sav) buyurdular ki:
“Allah Teala Hazretleri ferman etti ki: “Ben Azimu’ş-Şan, salih kullarım için gözlerin görmediği, kulakların işitmediği ve insanın hayal ve hatırından hiç geçmeyen nimetler hazırladım.”
Ebu Hureyre ilaveten dedi ki:
“Dilerseniz şu ayet-i kerimeyi okuyun, (Mealen): “Yaptıklarına karşılık Allah katında onlar için göz aydınlığı olacak ne mükafaatların saklandığını kimse bilemez.” (Buhari, Bed’ül-Halk 8, Tefsir Secde 1, Tevhid 35; Müslim, Cennet 2, Tirmizi, Tefsir.)
 
Resulullah (sav) buyurdular ki:
“Gümüşten iki cennet vardır. Kapları ve içinde bulunan diğer şeyleri de gümüştendir. Altından iki cennet vardır, kapları ve içlerinde bulunan diğer eşyaları da hep altındandır. Adn cennetinde, cennetliklerle Rablerini görmeleri arasında Allah’ın veçhindeki ridau’l-kibriyadan (büyüklük perdesinden) başka bir şey yoktur.”(Buhari, Tefsir, Rahman 1, 2, Bedu’l-Halk 8, Tevhid 24; Müslim, İman 180; Tirmizi, Cennet 3.)
 
Resulullah (sav) buyurdular ki:
“Cennette bir ağaç vardır ki, binekli bir kimse yüz yıl gölgesinde yürüse onu katedemez. İstersiniz şu ayeti okuyun: “Daimi gölgededirler, çağlayıp duran su başlarındadırlar.” (Vakıa 30-31).” (Tirmizi, Tefsir, Vakıa, Cennet 1)
 
Ebu Hureyre: Resulullah (sav) buyurdular ki:
“Cennette hiçbir ağaç yoktur ki gövdesi, altından olmasın.” (Tirmizi, Cennet 1)
 
Ebu Hureyre: Resulullah (sav) buyurdular ki:
“Cennette, yay kadar bir yer, güneşin üzerine doğduğu veya battığı şeyden (dünyadan) daha hayırlıdır.”
 
Tirmizi, Hz. Enes’ten şu ziyadede bulunmuştur:
“Sizden birinizin yayı kadar veya kamçısı kadar cennetteki bir yer, dünya ve içindekilerden daha hayırlıdır. Cennet ehlinden bir kadın, arz ehline görünecek olsa, dünya ve içindekileri aydınlatır, arzla sema arasını güzel koku ile doldururdu, onun başörtüsü dünya ve içindekilerden daha hayırlıdır.” (Buhari, Bed’ül-Halk 8, Tefsir, Vakı’a 1; Müslim, Cennet 6; Tirmizi, Cennet 1)
 
Sa’d İbnu Ebi Vakkas: Resulullah (sav) buyurdular ki:
“Cennette olan şeyden bir tırnağın azalttığı miktar, semavat ve dünya arasında dört ciheti de tezyin etmiş olarak görünürdü. Eğer cennet ehlinden bir adam dünya ehline zuhur etse ve bilezikleri görünse o(nun şavkı) güneşin ziyasını bastırırdı, tıpkı güneşin, yıldızların ziyasını bastırması gibi.” (Tirmizi, Cennet 7)
 
Büreyde (ra) Bir adam Resulullah (sav)’a: “Cennette at var mı?” diye sordu. Aleyhissalatu vesselam da:
“Allah Teala Hazretleri seni cennete koyduğu takdirde, kızıl yakuttan bir at üzerinde orada dolaşmak isteyecek olsan, o seni istediğin her yere uçuracaktır.”
buyurdular. Bunun üzerine diğer biri de: “Cennette deve var mı?” diye sordu. Ama buna Aleyhissalatu vesselam öncekine söylediği gibi söylemedi. Şöyle buyurdular:
“Eğer Allah seni cennete koyarsa, orada canının her çektiği, gözünün her hoşlandığı şey bulunacaktır.” (Tirmizi, Cennet 11)
 
Resulullah (sav) buyurdular ki:
“Cennette siyah gözlülerin (hurilerin) toplanma yerleri vardır. Orada, benzerini mahlukatın hiç işitmediği güzel bir sesle şarkı okurlar ve şöyle söylerler: “Bizler ebedileriz, hiç ölmeyiz! Bizler nimetlere mazharız, fakr bilmeyiz! Rabbimizdan razıyız, mükedder olmayız! Kendisinin olduğumuz beylerimize ne mutlu!”(Tirmizi, Cennet 24)
 
Resulullah (sav) buyurdular ki:
“Cennet ehlinin bir çarşısı vardır. Her cuma oraya gelirler. Derken kuzey rüzgarı eser, elbiselerini ve yüzlerini okşar. Bunun tesiriyle hüsün ve cemalleri artar. Böylece ailelerine, daha da güzelleşmiş olarak dönerler. Hanımları: “Vallahi, bizden ayrıldıktan sonra sizin cemal ve güzelliğiniz artmış!” derler. Erkekler de: “Sizler de, Allah’a kasem olsun, bizden sonra çok daha güzelleşmişsiniz!” derler.” (Müslim, Cennet 13)
 
Resulullah (sav) buyurdular ki:
“Cennette bir çarşı vardır. Ancak orada ne alış, ne de satış vardır. Sadece erkek ve kadın suretleri vardır. Erkek bunlardan bir suret arzu ederse o surete girer.”(Tirmizi, Cennet 15)
Şimdi de cehennem ile ilgili hadislerden bazı örnekler verelim:
 
Resulullah (sav): “Yaktığınız ateş var ya, bu cehennem ateşinin yetmiş cüzünden bir cüzdür!” buyurmuştu. (Yanındakiler): “Zaten bu ateş, vallahi (asileri cezalandırmaya ahirette) yeterliydi” dediler. Aleyhissalatu vesselam: “Cehennem ateşi öbürüne altmış dokuz kat üstün kılındı. Her bir kat’ın harareti, bunun mislindedir.” (Buhari, Bed’ü’l-Halk 10; Müslim, Cennet 29; Muvatta, Cehennem 1; Tirmizi, Cehennem 7)
 
Resulullah (sav) buyurdular ki:
“Cehennem ateşi bin yıl yakıldı. Öyle ki kıpkırmızı oldu. Sonra bin yıl daha yakıldı, öyle ki beyazlaştı. Sonra bin yıl daha yakıldı. Şimdi o siyah ve karanlıktır.” (Metin Tirmizi’ye aittir.) (Tirmizi, Cehennem 8; Muvatta, Cehennem 2)
 
Ebu Saidi’l-Hudri: Resulullah (sav) buyurdular ki:
“Cehennemi kuşatan surun dört (ayrı) duvarı vardır. Her duvarın kalınlığı kırk yıllık yürüme mesafesi kadardır.” (Tirmizi, Cehenmem 4)
 
Hasan Basri: Utbe İbnu Gazvan (ra), Basra’da minberde (hutbe esnasında) dedi ki: “Resulullah (sav) bize şöyle buyurmuşlardı:
“Cehennemin kıyısından büyük bir taş bırakıldı. Bu taş yetmiş yıl aşağı doğru düştü de henüz dibe ulaşmadı.”
 
(Utbe İbnu Gazvan, devamla) der ki: “Hz. Ömer (ra):
“Ateşi çok zikredip hatırlayın. Zira onun harareti pek şiddetlidir; derinliği çok fazladır, çengelleri demirdendir.” buyurdu.” (Tirmizi, Cehennem 2)
 
Ebu Said el-Hudri: Resulullah (sav) buyurdular ki:
“Veyl, cehennemde bir vadidir. Kafir orada, kırk yıl batar da dibine ulaşamaz.”  (Tirmizi, Tefsir, Enbiya)
 
Resulullah (sav) buyurdular ki:
“Eğer zakkumdan, dünyaya tek damla damlatılacak olsa, bu dünya ehlinin yiyeceklerini ifsad ederdi. Öyleyse, yiyecek ve içeceği zakkumdan cehennemliğin hali ne olur (anlayın)!” (Tirmizi, Cehennem 4)
 
Ebu Hureyre: Resulullah (sav) buyurdular ki:
“Cehennem, Rabbine şikayet ederek: “Ey Rabbim! Bir parçam diğer bir parçamı yemektedir.” dedi. Bunun üzerine, Allah Teala Hazretleri ona, iki nefes almaya izin verdi; Bir nefes kışta, bir nefes de yazda. (Yazdaki nefesi) sizin rastladığınız en şiddetli sıcaktır. (Kıştaki nefesi de) sizin rastladığınız en şiddetli (soğuk olan) zemherirdir.”  (Buhari, Bed’u'l-halk 10; Müslim, Mescaid 185; Tirmizi, Cehennem 9)
 
Resulullah (sav) buyurdular ki:
“Kıyamet günü, ateşten bir parça, boyun şeklinde uzanır. Bunun, gören iki gözü, işiten iki kulağı, konuşan iki dili vardır. Der ki: “Ben üç takım (insanı cezalandırmak) için vazifelendirildim: Allah’la birlikte bir başka ilaha dua eden kimse, bile bile zulmeden cebbar, tasvirciler.”(Tirmizi, Cehennem 1)
 
İbnu Mes’ud: Resulullah (sav) buyurdular ki:
“Kıyamet günü cehennem, yetmiş bin yuları olduğu halde getirilir. Her yularında, onu çeken yetmiş bin melek vardır.” (Müslim, Cennet 29 ; Tirmizi, Cehennem 1)
 
İbnu Abbas (ra) bana: “Cehennemin genişliği ne kadardır, biliyor musun?” diye sordu. Ben: “Hayır!” deyince: “Doğru, Allah’a yemin olsun, bilemezsin!” dedi ve ilave etti: “Bana Hz. Aişe (ra) dedi ki: Resulullah (sav)’a: “Kıyamet günü arz toptan O’nun bir kabzasıdır (tam tasarrufundadır). Gökler de O’nun sağ eliyle dürülmüşlerdir.” (Zümer,39/67) ayetinden sormuş ve: “Bu sırada insanlar nerede olurlar (ey Allah’ın Resulü)” demiştim. Aleyhissalatu vesselam: “Cehennem köprüsünde!” cevabını verdi.” (Tirmizi, Tefsir, Zümer)
 
Resulullah (sav) buyurdular ki:
“Cennetin etrafı mekarihle (nefsin hoşlanmadığı şeylerle) sarılmıştır. Cehennemin etrafı da şehevi (nefsin arzuladığı, cazip) şeylerle sarılmıştır.” (Sahiheyn’de, Ebu Hureyre’den bu rivayet aynen gelmiştir.)
 
(Kaynak: Kütüb-i Sitte Şerhi, Prof. Dr. İbrahim Canan)
http://www.sorularlaislamiyet.com/
 
Rabbim bizleri cehenmmeden, ateşinden muhafaza eylesin,  İnşallah cennet ehli olanlardan olmak duası ile..

Yarab! Sanadır Tevekkülümüz

içimiz dışımız her halimizle Sana ayanız..

eyy dilediğinde hataları örten,,iyiliklerimize bire bin katan Rabbimiz…

yoktan var edenimiz…

Sensin umudumuz,,,,

Sensin tek yüce kapımız,,,

sığınağımız,,Biriciğimiz…

iyi-kötü her halimizle boyun büktüğümüz..

sonsuz umutlarla el açtığımız

Senden gelecek Sevginin kırıntısına bile razıyız

Seni ister, Seni diler gönlümüz,,,

zikreden dilimizden kalbimize aksın isteriz

sonsuz merhametinden bir nazar bekleriz

Güzel Allah’ım her şeyden münezzeh biricik Yaratanımız…

herşeyden haberdarsın, bizler aciziz,

en tükenmez sermayemizle huzurundayız,,

hiçten ibaretiz….

yükseltende, alçaltanda Sensin

affına sığındık, bizleri de 

hiçliğimizde yükselttiklerinden eyle

Nazarını, Merhametini, Rahmetini üzerimizden çekme….

İstemeyi kalbimize veren Canım Allah’ım!

yanlış sözüme tevebeler ederek dileniyorum…

Verdiğin bütün nimetlere sonsuz şükürlerle başlıyorum…

biz kulların nimetlerinden faydalanırken, 

bizi gören birinin canı ister yada kokusu burnuna işler diye, 

cömertliğinle verdiklerini paylaşıyoruz, göz hakkı diyoruz ya…

Bizim de gözümüz Firdevs-i Ala da kaldı

görmesekte gönül gözümüzde..

Yüce Kelamında, Rasulullahın dilinde,

Alimlerin değerli hocalarımızın sohbetinde,

öğrendikçe canımız çekiyor

hayalimiz de…umudumuzda….

ruhumuza işleten, bu düşünceleri de kalbimize veren Sensin!

Nur ışığında,

Rasulün s.a.v min kanatları altında olabilmekte,

Firdevs-i Ala da gözümüz, hakkımız olmasa da istiyoruz,,,

sevdiklerimizle birlikte aklın hayalin alamadığı o muhteşemlikte toplanmak derdimiz….

ne olursun mübarek cuma saatlerinde bu isteğimizi kabul eyle..

cümlemizi de bu eşsiz zümreye ilhak eyle…

Allah’ım bizleride Cennet ehli kullarına dahil eyle, 

kızdırmış olsakda ne olur bağışla…….

Amiiiinnn

Ebu Saîd Hudrî’den (r.a.) bildirildiğine göre:
Hz. Peygamber (a.s.): “Allah, Cennet ahalisine: 
Ey Cennet ahalisi! diye hitap buyurur. 
Onlar: Ey Rabbimiz! Sana iki defa icabet ederiz ve kullukta daimiz. 
Hayır senin iki elindedir derler. 
Allah: Razı oldunuz mu? buyurur. 
Kullar: Ya Rab! Nasıl razı olmayalım? 
Sen bize mahlûkatından hiç bir kimseye vermediğini ihsan buyurdun! derler. 
Allah: Bundan daha kıymetlisini vereyim mi? buyurur. 
Onlar: Ey Rabbimiz! Bundan daha kıymetli ne olabilir ki? derler. 
Bunun üzerine Allah: Ben size rıdvanımı (razımı) helal kılıyorum ve artık bundan sonra sizlere ebediyen kızmam! buyurur.”
Sahih-i Müslim’deki hadis numarası: 5057

 

 

Arama
Arşiv