Alkolün Zararları

Alkolün Zararları dendiğinde, bunu en kısa ve öz olarak anlatmak istersek “İçki, bütün kötülüklerin anasıdır.” ifadesi en doğru olanıdır. Çünkü Alkol, içen kişinin fiziksel sağlığını bozmasının yanında, ruhsal sağlığını da olumsuz yönde etkiler. Maddi olarak kayba uğratır. Ailesiyle ve sevdikleriyle sorunlar yaşamasına neden olur. Toplum yapısını ve huzurunu olumsuz etkiler. Suça teşvik eder ve suç oranını arttırır. Yani, alkolün zararları fiziksel ve ruhsal zararlar, topluma zararları, aileye etkisi, suç oranlarını arttırması, trafik kazaları gibi çok geniş bir açıdan ele alınabilir. Bu nedenle, “Bütün kötülüklerin anası” ifadesi oldukça yerindedir.

Alkol, insanın zihnini bulandıran ve sağlıklı düşünmesine engel olan bir maddedir. Yani, bir çeşit uyuşturucudur. Alkol alan kişi, alkollü iken sağlıklı düşünemez ve sağlıklı hareket edemez. Bu nedenle, alkol hem kullanan kişi için hem de çevresi için bir tehlikedir.

Bunun en açık örneği;

Ülkemizde  
Cinayetlerin %85
Tecavüzlerin %50
Şiddet Olaylarının %50
Trafik Kazalarının %65
Eşlerini Dövenlerin %70
Akıl Hastalıklarının %60

Sebebi ALKOL’dür!!!

Alkol, aynı zamanda vücut sağlığını da çok olumsuz olarak etkilemektedir. Erkeklerde iktidarsızlığa, kadınlarda ise adet düzensizliğine sebep olmakta, anne karnındaki bebeğin gelişimini de çok olumsuz etkilemektedir. Ayrıca, vücudun tez zamanda yaşlanmasına ve erken bunamaya yol açan alkol pek çok hastalığın başlıca sebebidir.

Ayrıca, evliliklerin huzursuz oluşunun ve boşanmaların ilk sebebi de alkoldür.

Kısacası alkol kişiye, aileye ve topluma ciddi zararlar vermektedir.

Alkol sorunları unutmanın ya da çözmenin aracı değil, sorunların kaynağıdır.

İşte alkollü içkilerin haram olmasının nedeni de budur. Allah, Kuran’da şöyle buyuruyor:

“Ey iman edenler! (Aklı örten) içki (ve benzeri şeyler), kumar, dikili taşlar ve fal okları ancak, şeytan işi birer pisliktir. Onlardan kaçının ki kurtuluşa eresiniz.

Şeytan, içki ve kumarla, ancak aranıza düşmanlık ve kin sokmak; sizi Allah’ı anmaktan ve namazdan alıkoymak ister. Artık vazgeçiyor musunuz?” Maide Suresi, 90-91

Hamilelikte Alkol Kullanımının Anneye ve Bebeğe Zararları

Alkol kullanan hamile kadınların bebeklerinde zihinsel veya bedensel rahatsızlık olma riski oldukça yüksektir. Hamilelik öncesinde ve gebelik döneminde alınan alkol; ölüdoğum, düşük, bebekte gelişme geriliği, geri zekalılık, büyüme bozuklukları, kafa yada yüz bozuklukları, eklem ve kaburga problemleri ve kalp hastalıkları gibi çok önemli sağlık sorunlarına neden olmaktadır. Özellikle hamilelik döneminde, güvenli alkol içme miktarı diye bir şeyden kesinlikle söz edilemez.

“Ara sıra alınan az miktarda bir içki, hamile olsanız bile kesinlikle zarar vermez” sıklıkla duyduğumuz bir sözdür. Ancak bilim dünyası, artık o kadar emin olmayın diyor.

Bugüne kadar, Fötal Alkol Sendromu’nun (Fetal Alcohol Syndrome – FAS) yalnızca anneleri alkolik olan çocukları etkilediği biliniyordu ancak yeni araştırmalar küçük miktarlarda alınan alkolün bile, gelişmekte olan fetüse zarar verebildiğini ortaya koyuyor.

ABD Sağlık Bakanlığı, 2005 yılından beri, hem hamile annelere hem de çocuk sahibi olmayı planlayanlara içkiyi kesinlikle bırakmalarını önerdi. Fransa ve Kanada, hiç içki içilmemesini öneriyor.

FAS, annenin hamilelikte alkol tüketimine bağlı olarak çocukta özel doğumsal bozukluklar ve zeka geriliği tablosu olarak tanımlanıyor. Bu çocuklarda başkaları ile kolay iletişim kuramama ya da sonucunu düşünmeden derhal eyleme geçme gibi davranış ve gelişim bozuklukları görülebiliyor. Ayrıca yüz şeklinde de belirgin farklılıklar olabiliyor. Hamilelikte alkol alınmasının sonuçlarına ilişkin araştırmalarını sürdüren bilim insanları, son yıllarda doğum öncesi alkol hasarının tanımını FAS tanısının ötesine taşıdılar. Ve Fötal Alkol Spektrum Bozuklukları (Fetal Alcohol Spectrum Disorder – FASD) diye daha geniş bir yelpazede değerlendirmeye başladılar. Buna göre artık illa çocuğun yüz şeklinin bozuk olması gerekmiyor. Bugün yüz şekline bakılmadan, çocuğun gösterdiği fiziksel, zihinsel ve davranış bozuklukları da dikkate alınıyor.

FAS’lı çocuklar gibi FASD’li çocuklar da aritmetikte zorlanma, dikkat toplayamama gibi sorunlar yaşıyorlar. Bu çocuklar işitsel sorunlar, yeme zorluğu, uyku düzensizlikleri, tuvalet eğitimini geç alma, geç yürüme, hiperaktivite gibi sorunlar da yaşayabiliyor.

Washington Üniversitesi’nden Ann Streissguth ve meslektaşları, her 500 canlı doğumda bir FAS vakası görülmesine karşın, FASD oranının ABD’de yapılan araştırmalara göre her 100 doğumda bir olduğunu belirlediler. Başka çalışmalara göre ise bu sayı 300 yeni doğumda bir şeklinde. Her iki durumda da sayı oldukça dramatik. Down sendromu taşıyan çocuklar ise her 800 doğumdan birinde görülmekte.

Streissguth bu konu ile ilgili ilk çalışmalarına 1993 yılında başladı. Hamilelikleri döneminde içki içen annelerin 7 yaşına gelen çocukları üzerine yapıldı ve bu çocukların aritmetik ve dikkat konusunda sorun yaşadıkları tespit edildi.

Ekip, söz konusu çocukları 20′li yaşlarının başında bir kez daha inceledi ve aynı IQ’ya sahip diğer çocuklarla karşılaştırdı. Bu çocukların daha saldırgan oldukları ve dikkat dağınıklıklarının sürdüğü tespit edildi. Bir diğer dikkat çekici unsur da bu çocukların gençliklerinde içki hatta uyuşturucu bağımlılığının daha fazla olması…

Bir diğer dikkat çekici unsur da hamileliğin hangi döneminde alkol alınmasının çocukta ne tür bir hasara yol açtığının tespit edilmesi. Uzmanlara göre hamileliğin erken dönemlerinde alkol alınmaya başlanması, çocuğun yüz yapısında daha belirgin FAS karakteristikleri oluştururken, daha sonraki dönemde alkol alınmaya başlanması, yüz yapısını, artık oluşmuş olduğu için etkilemiyor ama zihinsel fonksiyonlarına zarar veriyor.

Yapılan ciddi araştırmaların vardığı sonuç: hamileliğin başlangıcından sonlanmasına kadar geçen bütün dönemlerinde, alınan alkol az ya da çok olsun bebeğe ciddi zararlar vermekte; fiziksel, zihinsel ve davranışsal sorunlara yol açmaktadır.

Neden içki içilir? Alkol kullananların, alkol alma nedenleri

Başlıca alkol alma nedenleri:
Zevk almak
Duyguları düzeltmek ve
Stresle başa çıkmaktır.

Ayrıca, özenti, sosyal içicilik, arkadaş çevresinde tek kalmamak gibi nedenler de en azından ilk dönemlerde alkol almaya neden olmaktadır.

Alkol bağımlarının ise içmek için her zaman bir nedeni vardır. Mutluluk, gerginlik, neşesizlik vb. İçme fırsatları sonsuzdur. Tatil, parti, doğum günü, arkadaş toplantısı gibi.

Araştırmalar, insanların en çok zevk almak, eğlenmek amacıyla alkol tükettiklerini göstermektedir. “Gönül ne kahve ister ne kahvehane, gönül muhabbet ister, içmek bahane” sözü aslında eğlenmek için alkole ihtiyaç olmadığını, insanın sevdikleriyle birlikte, hoş muhabbetler etmesinin önemli olduğu açıkca anlatılmaktadır.

Bir diğer neden de duygu durumunu düzeltmek için alkol almaktır. Alkol almak geçici olarak olumsuz duygu ve düşünceleri uzaklaştırıcı etki gösterebilir, fakat sorunların çözümüne hiçbir katkı sağlamadığı gibi sorunların daha da büyümesine yol açar. Sorunlarla akılcı ve mantıklı bir şekilde baş etmek yerine alkole sığınan kişiler, alkol tarafından ihanete uğrarlar. Alkol, dost gibi görünen sinsi bir düşmandır.

Sonuç olarak, insanın eğlenmek için alkole ihtiyacı yoktur ve alkol kullanmak bütün eğlencenizi berbat edebilecek sonuçlar doğurabilir. Eğlenceli başlayan bir gecede alkol kullandıktan sonra birbiriyle kavga eden, birbirini bıçaklayan ve hatta öldüren binlerce yakın arkadaş vardır.

Alkol aldıktan sonra, artık sağlıklı düşünemeyen insan, en yakınlarıyla dahi düşman kesilebilmektedir. Bunun için en ufak bir kıvılcım yetmekte, çoğu zaman sudan sebeplerle kavgalar başlamakta ve trajik sonuçlar doğurmaktadır.

Alkol alarak başlayan eğlence feci bir trafik kazasıyla, belki de en yakın arkadaşı tarafından yaralanmakla ve hatta ölümle de sonlanabilir ve bu hiç eğlenceli bir son değildir… İşin en garip yani da hiç ummadığınız bir an da ve ummadığınız kişilerle kavga etmenizdir. İçki masasında birbirini yaralayan ya da öldürenlerin çoğu yakın arkadaş ya da çiftlerdir…

Alkol Bağımlılığı – Alkolizm Nedir? Belirtileri, Nedenleri ve Tedavisi

Alkol Bağımlılığı – Alkolizm Nedir? Alkollü içkilere kişinin tutkunluk derecesinde bağlı olması durumuna alkolizm denir. Alkolizm sorunu olan kişi ise alkolik olarak tanımlanır. Alkolik, alkolün kendisine zararlı olduğunu bildiği halde içmekten, kendini alamayan kişidir. Anne ve babasında alkolizm sorunu olan çocuklarda alkolizm görülme oranı, ebeveyni alkol kullanmayanlara göre, daha yüksektir.

Alkol içme nedenleri: Alkol alma nedenlerinin en önemlileri zevk almak, duyguları düzeltmek, stresle başa çıkmak, alkol içme tutkusu (craving, aşerme) ve alkolik yaşam tarzıdır.

Alkoliğin içmek için her zaman bir nedeni vardır. Mutluluk, gerginlik, neşesizlik vb. İçme fırsatları sonsuzdur. Tatil, parti, doğum günü, arkadaş toplantısı gibi. Alkolizm ilerledikçe problemler artar, yalnız içmeye başlar, gizlice içer, şişeleri saklar, sorunu örtmeye çalışır. Pişmanlık, suçluluk duyar, bunu bastırmak için daha çok içer. Alkol aldıkça depresyon artar, depresyon arttıkça daha çok alkol alır. Uyku kalitesi bozulur, gece uyanır, panik nöbetleri artar. Ağrılar ve nefes darlığı artar, bunu bastırmak için daha fazla içer.

Alkolizmin fiziksel belirtileri: Kırmızı burun, avuç içi kızarıklık, gözün kornea tabakasında yağ halkası, elde tremor, sigara yanıkları, morartılar, el ve ayaklarda kısmi felçler.

Alkolizmin sosyal sonuçları: Boşanma, terk edilme, ev-iş sorunları, trafik kazaları, yasal sorunlar, cezaevi.

Alkolizmin bedensel sonuçları: Karaciğer sirozu (yoksul alkoliklerde), körlük, kardiyomiyopati (kalp büyümesi, zengin alkoliklerde), yüksek tansiyon, kas yıkımı, kan hastalıkları, pankreas iltihabı, zatürre, felçler ve beyincik hasarı sonucu denge kaybı.

Alkolizmin psikolojik sonuçları: Paranoya gibi akıl hastalıkları, depresyon, intihar, demans gibi hafıza kayıpları ve erken bunamalar.

Alkolizm tedavisi: Aşırı sarhoşluk halinde şok durumu ortaya çıkmazsa özel bir tedavi gerekmez, fakat kusturulması ve tedbiren hastaneye götürülmesi uygun olur. Eğer, şok ortaya çıkarsa hasta hemen hastaneye kaldırılmalıdır.

 

Müzmin yani kronik alkolizm ise durum her zaman ciddidir ve çeşitli usüllerle tedavi edilmelidir:
1. İlaç tedavisi; ilaç, alkollü içkiyi kullanma halinde son derece kuvvetli etkiler meydana getirir. Bu şekilde alkolün kendisine yaramadığına inanan kişi alkolden soğur. İlacın tesirli olması için düzenli olarak her gün alınması gereklidir. İlaç tedavisinin mutlaka uygun bir klinikte ve yetkili doktor kontrolünde yapılması (en azından başlatılması) hayati ehemmiyeti haiz bir husus olduğu unutulmamalıdır.
2. Alkolün pençesinden kurtulanların pek çok ülkede kurduğu alkoliklere yardım “Anonim Alkolikler” (Alcoholics Anonymous) teşkilatı* hem alkolden kurtulmada hem de alkole dönmeme savaşında kişilere yardım etmektedir.
3. Psikoterapi (ruhsal tedavi)nin de tedavi edici nitelikte olduğu son zamanlarda kanıtlanmıştır.

Maide Suresi, 90-91: Ey iman edenler! (Aklı örten) içki (ve benzeri şeyler), kumar, dikili taşlar ve fal okları ancak, şeytan işi birer pisliktir. Onlardan kaçının ki kurtuluşa eresiniz.

Şeytan, içki ve kumarla, ancak aranıza düşmanlık ve kin sokmak; sizi Allah’ı anmaktan ve namazdan alıkoymak ister. Artık vazgeçiyor musunuz?

Alkol, trafik kazaları ve suç arasındaki ilişki
Alkol, trafik kazaları ve suç arasındaki ilişki nedir? Toplumsal bir sorun olan alkolün trafik kazaları ile mala ve cana karşı işlenen suçlardaki rolü çok ciddi boyutlardadır.

Ülkemizde ve dünya da işlenen suçların ve gerçekleşen kazaların çok ciddi bir oranı alkolden kaynaklanmaktadır.

Bunun en açık örneği;

Ülkemizde: Cinayetlerin %85, Tecavüzlerin %50, Şiddet Olaylarının %50, Trafik Kazalarının %65, Eşlerini Dövenlerin %70 ve Akıl Hastalıklarının %60

Sebebi ALKOL’dür!!!

Bu nedenle alkol kişisel olduğu kadar, belki de daha fazla, toplumsal bir sorundur.

Trafikde alkollü araç kullanımıyla ilgili bir deyim de “promil”dir. Promil; 100 mililitre kandaki alkol miktarının, miligram cinsinden gösterilmesidir.

Elde edilen istatistiklere göre yaklaşık 0.5 promil değerinden sonra kaza ihtimalindeki artış müthiş bir artış eğilimine girmektedir. Bu ani artış sonucunda ise kanında 1.00 promil alkol saptanan sürücülerin ise % 70 ‘inin çeşitli suç ve kazalara neden olduğu saptanmıştır.

Peki 0.5 promil ne kadar alkole denk gelmektedir? 1 duble rakı, viski, cin, votka ve benzeri içkiler ile 2 kadeh şarap içildiğinde kandaki alkol oranı yasal limitlere ulaşmaktadır. Buradan şu gerçek açığa çıkmaktadır: Bir kaç dubleden bir şey olmaz kanısı tamamen yanlıştır. Çünkü alınacak bir kaç duble alkol yasal sınırları aşmak bir yana neredeyse kişiyi sarhoşluk sınırına taşıyacaktır.

Bu arada şu noktaya değinmeden geçemeyeceğim. Belirtilmiş olan alkol miktarlarının alınması halinde sürücünün sarhoş olması söz konusu olmayabilir. Ancak alkolün pek çok olumsuz etkisi sürücü bedeninde çeşitli şekillerde belirmeye başlar. Sürücüler her ne kadar bana bir kaç duble ile bir şey olmaz deseler de, alınan her duble alkol hem sürücüleri yeni risklerle karşı karşıya bırakırken hem de psikolojik ve fiziksel olarak bedensel pek çok probleme sebep olurlar.

Buna göre kanında 0.5 promil alkol bulunan yani 1 duble rakı içen sürücü, hiç alkol almamış sürücüye göre 2 kat daha fazla kaza riski ile karşı karşıyadır. Alkol oranı 1 promil olursa yani 2 duble rakı içildiği varsayılırsa sürücünün aldığı risk 10 katına çıkacaktır. Bu miktar sizin için hala yeterli değilse ve siz “ben bir duble daha içerim” diyorsanız almış olacağınız risk tam 25 katına çıkacaktır.

Aile içi geçimsizliklerin, kavgaların, şiddetin ve boşanmaların da bir numaralı sorumlusu alkoldür.

“İçki bütün kötülüklerin anasıdır.” hadisi, alkolün trafik kazaları ve diğer suçlar üzerindeki etkisini çok güzel bir şekilde özetlemektedir.

Maide Suresi, 90-91: Ey iman edenler! (Aklı örten) içki (ve benzeri şeyler), kumar, dikili taşlar ve fal okları ancak, şeytan işi birer pisliktir. Onlardan kaçının ki kurtuluşa eresiniz.

Şeytan, içki ve kumarla, ancak aranıza düşmanlık ve kin sokmak; sizi Allah’ı anmaktan ve namazdan alıkoymak ister. Artık vazgeçiyor musunuz?

Alkolün Azı Yararlı mı?
Alkol beyne etki ederek insan iradesini zayıflatır, karaciğerde yağlanma ve siroza yol açar. Görme bozuklukları ve kan dolaşımında güçlüklere ve damar sertliğine sebep olur. Ayrıca adam yaralama ve cinayetlerde, yangınlarda, ırza tecavüzlerde, iş ve trafik kazalarında yine alkol önemli faktör olarak karşımıza çıkar.

Öyleyse alkolün az miktarı nasıl faydalı olabiliyor ve bazılarınca tavsiye edilebiliyor.

Birçok araştırmada alkolün “azı” bile zararlı çıkmasına rağmen göz ardı ediliyor, sipariş araştırmalarda “faydalı” çıkma hemen medyaya servis ediliyor.

İşte gerçek araştırmalar ve elde edilen sonuçlar:
Yeni Zelenda Auckland Üniversitesi’nden Rod Jackson ve çalışma arkadaşları, Lancet adlı tıp dergisinde yayınlanan araştırmalarında, alkolün bu güne kadar söylenenlerin aksine kalp ve damar sağlığı üzerinde koruyucu etkisinin olmadığını ispatladılar.

Az ile orta miktarda alkollü içecek tüketimi de sağlığı desteklemiyor.

Araştırma sonuçlarıyla ilgili Rod Jackson “Alkolün en küçük dozunun bile zararı, ileri sürülen yararından fazla” diyor. Alkolün iddia edilen koruma etkisinin büyük oranda kafa karıştırıcı araştırmalara dayandığını söyleyen Jackson, az miktarda alkolün faydası olduğunu savunan uzmanların olduğunu vurguluyor. “Örneğin, az oranda alkolün faydasını savunan bir çalışmada, içki içmeyi bırakanlar, asla içki kullanmayanlar kategorisine sokulmuş.

Araştırmayı yapan bilim adamları, bunların çoğunun sağlık sorunlarından dolayı alkolü bıraktıklarını ve çeşitli hastalıklardan muzdarip olduklarını belirtmemişler.”

Yeni Zelandalı tıpçılar, American Jownal of Preventive Medicina dergisinde (cilt 28, s.369,2005) konuyla ilgili bir makalede başka bir hatayı da örnek gösteriyorlar. Buna göre, kalp ve kan dolaşımı için kıstas alınan 30 risk faktöründen 27′si hiç içki kullanmayanlarda ölçülü tüketenlerden daha belirgin.

Son bilimsel araştırmaları değerlendiren İngiliz Kalp Vakfı Başkanı Belinde Zindan, “Biz insanları kalplerini korusunlar diye az oranda dahi olsa içki içmeleri için cesaretlendiremeyiz. Çünkü daha güvenilir yollar var. Bizim tavsiyemiz; sigarayı azaltmak, fiziksel aktiviteleri arttırmak, sağlıklı beslenme olabilir” diyor.

Stockholm dahi Karolinska Enstitüsü’nün 1969-1970 yıllarında askerlik yapan 50 binden fazla gencin 25-30 yıllık takiplerine dayanan araştırması oldukça dikkat çekici.

Araştırmaya göre haftada 15 gram (yaklaşık bir kadeh içki) veya daha fazlası alkol kullananların beyin damarlarındaki kan dolaşımının bozulduğu ve bu kişilerde beyin damarlarının tıkanmasına bağlı felçlerin çok daha fazla.

Enstitü yetkililerine göre gençlerde yararlı etki diye bir şey söz konusu dahi olamaz.

Düzenli olarak “makul” denilen miktarda alkol tüketiminin kalp ve damarlara iyi gelmediği Amerikalı ve Kanadalı araştırmacıların ABD’de yayınlanan bir çalışmasında da gösterildi. Buna göre, her gün belli miktarda alkollü içki içmek, sanılanın aksine kalp damar hastalıkları riskini azaltmıyor. Uzmanlar, ABD, Avrupa, Asya ve Karayipler’de daha güzel yapılmış 54 araştırmayı tahlil ettikten sonra belli miktardaki alkolün sağlık bakımından iyi olduğunun söylenmeyeceği sonucuna vardılar.

Victorya Üniversitesi doktorlarından Tim Stockwell, bu sonuçların, doktorların hastalıklarına düzenli şekilde belli miktarda alkol tüketmelerini tavsiye ederken daha ihtiyatlı olmaları konusunda uyarmalarının zaruret olduğunu gösterdiğini belirtmektedir. Mississippi Üniversitesi’nden bir grup bilim adamı son olarak etonolün – alkollü içkilerde bulunan alkol – kan damarı oluşumunu kolaylaştırdığını ortaya çıkardı.

Bu arada İtalyan epidemiyolaglar alkol ve kanser konusunda yapılan 150 çalışmayı inceleyerek günde içilen 25 gramlık alkolün – günde 2 şişe bira – sindirim sitemimizin üst kısımları, laranks, bağırsaklar, karaciğer ve meme kanseri riskini arttırdığını keşfetti.

İngiliz tıbbi bilim dergisi Lanat’a görüşlerini açıklayan uluslararası bir bilim grubu alkol kaynaklı hastalıkların dünyada çok büyük bir sağlık sorunu oluşturduğunu belirtiyor.

“Hastalıkların küresel yükünün dörtte birinin alkolden kaynaklandığını söyleyen bilim heyeti bu etkinin tütünün zararlarıyla aynı miktarda olduğuna da dikkat çekiyor.

Kırmızı şarabın antioksidan etkisine gelince:
Alman araştırmacılar siyah üzüm suyundaki antioksidanın kırmızı şaraptakinden daha iyi emildiğini ortaya çıkardılar. 2005 yılında Brezilya’da yapılan bir araştırma da araştırmacılar, siyah üzüm suyunun koroner atardamar yetmezliğine karşı, alkolün olumsuz etkilerini taşımaksızın koruma sağlayabildiğini ortaya koydu.

Alkolün “az miktarı” derken kadınları bekleyen bir tehlike daha var:

Kadınlar alkolün tuzağına erkeklerden çok daha kolay düşüyor ve sonuçlarından çok daha fazla etkileniyor” diyor. Colombia Üniversitesi Bağımlılık ve Uyuşturucu Kullanımı Ulusal Merkezi Başkanı Susan Foster.

Foster’e göre kadında tek bir kadeh içki erkekte iki kadehin etkisine eşit bir etki ortaya çıkarıyor. Genç yaşta içkiye başlayıp ilerleyen yaşlarında alkole daha da bağımlı duruma gelen kadınlar; kısırlık, osteoporoz ve kanser gibi ciddi hastalıklara daha yatkın hale geliyorlar.

Araştırmacılar ABD’de kadınların %60′ının içkiye düşkün olduğunu ve bunların %5 kadarının günde ortalama iki kadeh ya da daha fazla içki içtiğini gösteriyor.

Özellikle hamilelik ve emzirme dönemlerinde çok az içkinin bile sakıncalı olduğu belirlenmiş durumda.

Sonuç olarak, “az miktarda denilen” içki belirsizdir ve yanıltıcıdır. Çünkü herkesin, her iki cinsiyetin tahammül ve hassasiyet gücü farklıdır. Bu yüzden “alkolün azı” söz konusu olamaz. Ayrıca alkole az miktar içilerek başlanır ve giderek alkol bağımlılığı oluşur. Yine “az alkolün” faydalı olduğunu iddia eden araştırmacılar da olaya tek taraflı bakmaktadır ve yanlış varsayımlardan yola çıkmıştır. Üstelik “az alkolün” dahi zararlı olduğunu gösteren sayısız araştırma göz ardı edilmektedir.

Alkolün Vücuda Verdiği Zararlar
Alkolün Vücuda Verdiği Zararlar Nelerdir? Alkol insan sağlığını ve toplum düzenini çok ciddi olarak bozmakta ve insan sağlığı üzerinde geri dönülmez hasarlara neden olmaktadır.

Alkolün en fazla tahribata neden olduğu organ beyindir. Alkolün doğrudan etkisi mantıklı düşünme, karar verme ve hareket etme yeteneklerini bozmasıdır. Bu etkiler, alkol alımının hemen ardından görülür ve ciddi kazalar, yaralanmalar ve hatta ölümlere neden olmaktadır. Alkol hafızayı zayıflatır. Alkol beyin hücrelerini öldürdüğü için zamanla beyin küçülür… Erken yaşlanma ve bunamaya yol açar.

Alkol kullanan kişilerde uyku bozuklukları ve uzun süre uyusalar bile yorgun kalkma şikayetleri sık görülür.

Göze giden görme sinirlerinde tahribata neden olarak, zamanla körlüğe kadar varabilecek hasarlara neden olur.

Mide ve yemek borusunu tahriş eder. Gastrit ve ülser oluşumuna yol açar. Vitaminlerin ve diğer besin maddelerinin vücut tarafından emilmesine engel olur. Vücut direnci ve sağlığı bozulur.

Baş ağrısı ve ağız kuruluğu yapar. Vücudun aşırı su kaybetmesine neden olur.

Kanser riskini çok büyük oranda arttıran alkol, yemek borusu, gırtlak, mide ve pankreas kanserlerinin en önemli nedenlerinden biridir.

Kadınlarda adet düzensizliği, erkeklerde iktidarsızlık yani sertleşme sorunları ve anne karnındaki bebeklerde de çok ciddi fiziksel ve zihinsel bozukluklara yol açar.

Kalp hastalıklarına neden olur. Kalpte ritim bozukluğu, kalp yetmezliği gibi sorunlara yol açmasının dışında damar kireçlenmesine de neden olmaktadır. Alkolü az miktarlarda alanlarda da kalp ve damar hastalıkları riski artmaktadır.

Yaralanmalarda, kanın pıhtılaşmasını önlediği için, ciddi kan kaybına yol açar.

Alkol donmayı hızlandırır. Alkol alan kişi vücudunda yalancı bir sıcaklık hisseder, oysaki bu, vücudun hızla ısı kaybettiğinin işaretidir…

Karaciğeri harabeder.

Alkol, diğer uyuşturucuların etkisini arttırdığı için alkol ile uyuşturucuyu aynı anda kullanan kişilerde çok tehlikeli sonuçlara yol açmaktadır.

Ayrıca, tedavi amacıyla kullanılan tıbbi ilaçlarla birlikte alkol kesinlikle kullanılmamalıdır.

Evet, alkolün azı da çoğu da vücuda çok ciddi zararlar verir. Bu nedenle, insan hem kendine hem de sevdiklerine bu kötülüğü yapmamalıdır…

Alkollü içeceklerin akıl sağlığı yönünden zararları
Vücut sağlığını, aile düzenini ve toplum huzurunu bozan alkol, akıl sağlığı üzerinde çok ciddi tahribat yapmaktadır.

Alkol, sağlıklı düşünmeyi engellemekte, karar verme ve doğru hareket etme yeteneklerini yok etmektedir. Bir bardak bira dahi refleksleri yarı yarıya azaltır. Reflekslerdeki bu azalma trafik ve iş kazasında artışı beraberinde getirmektedir.

Alkol algıyı da azalttığı için kişi tehlikeyi daha geç fark etmekte, geç de olsa fark etse bile çok daha geç tepki verebilmektedir. Ve çoğu zaman iş işten geçmiş olmaktadır.

ABD’li araştırmacılar, az miktarda alınan alkolün dahi beyinde küçülmeye yol açtığını tespit ettiler. Hafızayı zayıflatıcı etkileri olan alkol, beyin hücrelerini öldürerek, beyni küçültmektedir. Herhalde hiç kimse küçük beyinli olmak istemez…

Beyin hücrelerini öldüren alkol, erken yaşlanma ve bunamaya yol açar.

İnme yani beyne bağlı felç riskini arttırır.

Bütün bu etkiler alınan alkolün miktarına göre artış gösterir. Az miktarda alınan alkol de beyinde hasara neden olmaktadır. Alınan alkolün miktarının fazla olması, beyinde gerçekleşen hasarların daha hızlı ve şiddetli olmasına neden olur. Belli bir miktarın üzerindeki alkol ise alkol zehirlenmesinden kişinin ölümüne yol açabilir.

Alkolün Topluma Zararları
Alkolün insan sağlığına zararının yanında belki de en önemli zararı topluma ve aileye verdiği zararlardır.

Ülkemizde işlenen suçların ve gerçekleşen kazaların çok ciddi bir oranı alkolden kaynaklanmaktadır.

Bunun en açık örneği;

Ülkemizde:
Cinayetlerin %85
Tecavüzlerin %50
Şiddet Olaylarının %50
Trafik Kazalarının %65
Eşlerini Dövenlerin %70
Akıl Hastalıklarının %60

Sebebi ALKOL’dür!!!

Bu nedenle alkol kişisel olduğu kadar, belki de daha fazla, toplumsal bir sorundur.

Aile içi geçimsizliklerin, kavgaların, siddetin ve boşanmaların da bir numaralı sorumlusu alkoldür.

Bu nedenle, alkol ile mücadelede toplum olarak bilinçlenmek çok önemlidir. Alkol kişisel bir eğlence aracı değildir. Toplumu ve aileyi derinden yaralayan bir tehlikedir.

Maide Suresi, 90-91: Ey iman edenler! (Aklı örten) içki (ve benzeri şeyler), kumar, dikili taşlar ve fal okları ancak, şeytan işi birer pisliktir. Onlardan kaçının ki kurtuluşa eresiniz.

Şeytan, içki ve kumarla, ancak aranıza düşmanlık ve kin sokmak; sizi Allah’ı anmaktan ve namazdan alıkoymak ister. Artık vazgeçiyor musunuz?

Alkolün Ekonomik Zararları
Alkolün insana ve topluma vermiş olduğu zararlardan biri de ekonomik zararlardır.

Alkolün ekonomik zararlarını bir kaç açıdan ele almak gerekir: kişinin uğradığı maddi kayıp, aile ekonomisine verdiği zararlar ve ülke ekonomisine verdiği zararlar.

Alkol kullanımı ciddi bir maddi harcama gerektiren bir konudur. Bu nedenle, alkol kullanan kişiler gelirlerinin önemli bir kısmını alkole vermektedirler. Bu da, alkol alan kişilerin genellikle diğer harcamalarını kısmalarına neden olmakta ve yaşam standartlarını düşürmektedir.

Ayrıca, pek çok aile reisi alkol kullandığı için ailesine yapacağı harcamayı alkole yatırmakta ve ailesinin ihtiyaçlarını yeterince karşılayamamaktadır. Bunun sonucu olarak da, aile içi huzursuzluklar artmaktadır.

Alkolün ülke ekonomisine de ciddi zararları vardır. Çünkü, alkol kullanan kişilerin iş verimleri düşmekte ve alkol kullanımının neden olduğu iş kazaları sonucu da ciddi maddi zararlar ortaya çıkmaktadır. Ayrıca, ciddi sağlık sorunlarına neden olan alkol iş gücü kaybını ve sağlık harcamalarını daha da arttırmaktadır. Bunun dışında, ithal içkiler de ülke ekonomisinin döviz kaybına neden olmaktadır.

Alkolün Cinsel Hayata Etkileri
Alkolün Cinsel etkileri konusunda çeşitli tartışmalar vardır. Bazıları az miktarda alkolün kişiyi rahatlatacağı teziyle cinsel performansı arttıracağını savunur. Alkolün bu etkisi çok tartışmalı olmakla birlikte, alkolün, az ya da çok olsun, orta ve uzun vadede kesinlikle cinsel sağlığı bozarak çeşitli cinsel işlev bozukluklarına neden olduğu tartışılmaz bir gerçektir.

Cinsel işlev açısından istek evresinde hem olumlu hem olumsuz etkileri olabilen alkolün, uyarılma fazında erkeklerde daha fazla olmak üzere olumsuz etkileri vardır. Empotansa yol açmasının ötesinde performans endişesini de arttırabilir. Orgazm alanında daha fazla bozulmaya yol açabilmektedir. Subjektif olarak cinsel ilişkide alınan zevk açısından çelişkili etkileri olduğu anlaşılmaktadır. Bununla beraber artan dozla beraber tüm evrelerde olumsuz etkileri görülmektedir.

Alkolün, az miktarlarda dahi olsa, kronik yani uzun süreli kullanımında ise sinir sistemi, karaciğer ve endokrin sisteme olan etkilerine bağlı olarak cinsel işlev bozukluklarında belirgin artış görülmektedir. Ayrıca cinsel işlevin evreleri dışında alkol nedeni ile evlilik ilişkisinde sorunlar, ilişkilerde kıskançlıkta artış ve cinsel suçlarda artış da dolaylı olarak cinsel işlevi olumsuz etkileyebilmektedir.

Alkol kullanan erkeklerde, erkeklik hormonu olan testesteron başta olmak üzere cinsellikle ilgili hormonlarda azalma olur. Buna bağlı olarak da testislerde küçülme, cinsel güçsüzlük yani iktidarsızlık, memelerin büyüyerek kadın memesi görünümüne yaklaşması gibi belirtiler görülebilmektedir.

Kadınlarda da alkol kullanımı çeşitli cinsel sorunlara yol açmaktadır. Cinsel isteksizlik bunlardan sadece biridir.

Adana Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesi’nde tedavi gören 80 kronik alkol bağımlısı üzerinde etil alkolün genetik yapıda oluşturduğu hasarlarla ilgili yapılan çalışmada, alkolik kişilerdeki kromozom hasar sayısı ve anormal hücre sayısının, oldukça fazla olduğu da ortaya çıkmıştır. Bozulan bu kromozomlar yeni nesilleri tehdit etmektedir.

Alkolün zararları

Alkol kullanımının bilinen zararları şöyledir:

 

Beyin ve sinir hücrelerinin zarlarını zehirler veya uyuşturarak kullanılmaz hale getirir.
Aşırı alkol geçici hafıza kaybına neden olur
Alkol göze giden görme sinirlerine de tesir eder. Sulanma ve görme bozukluklarına neden olur. Neticede ameliyat kaçınılmaz olur. Körlüğe neden olabilir.
Midenin iç yüzeyini kaplayan tabakayı tahriş eder ve buna bağlı olarak gastrit’e yol açar. Mide zarında yırtıkları oluşur. Mide ve yemek borusunda iç kanamalar meydana gelir. Kusma gözlemlenir.
Kalp kasına zarar verir ve buna bağlı olarak kalp hastalıklarına yol açar. Kalp atışlarında düzensizlik meydana gelir. Kalp yetmezliğine neden olabilir.
Erkeklerde sertleşme olmamasına neden olabilir. Kadınlarda ise adet bozukluğuna sebep olabilir. Anne karnındaki bebeğin gelişimini olumsuz etkiler.
Damar kireçlenmesine yol açar.
Terleme ve kanın akışını hızlandırır. Kanı sulandırır. Yaralanmalarda, yaralı bölgenin geç iyileşmesine neden olur.
Tepki refleksleri azalır, beynin düşünme ve karar verme düzeni zayıflar.
Yemek borusu, gırtlak, mide ve pankreas kanserlerine neden olur. Kanser riskini büyük oranda artırır.
Alkol kullanımından bir gün sonra baş ağrısı ve ağız kuruluğu çok sık görülür.
Sonradan utanacağınız, pişman olacağınız yada pişman olmaya bile vakit bulamamanıza yol açabilecek davranışlarda bulunmanıza yol açabilir.
 
Alkol Nedir?Alkol Nedir? Bira, şarap vb. sıvıların veya pancar, patates nişastasının şekere dönüştürülmesi sonucu ortaya çıkan glikoz çözeltilerin mayalaşmış özlerinin damıtılmasıyla elde edilen, kokulu, uçucu, yanıcı, renksiz sıvı, ispirto, etanol, etil alkol.Genel olarak bütün sarhoşluk veren alkollü içkiler kısaca alkol olarak adlandırılır.Alkol renksiz, kokulu ve acı bir sıvıdır. -80 derece donan alkolün kaynama derecesi 78′dir. Çok yanıcı bir maddedir ve kuvvetli ısı verir. Bu nedenle, bazı füze motorlarında yakıt olarak kullanılır.
Pek çok çeşidi olan alkolün etanol denilen türü içki olarak tüketilmektedir.

Maide Suresi, 90-91: Ey iman edenler! (Aklı örten) içki (ve benzeri şeyler), kumar, dikili taşlar ve fal okları ancak, şeytan işi birer pisliktir. Onlardan kaçının ki kurtuluşa eresiniz.

Şeytan, içki ve kumarla, ancak aranıza düşmanlık ve kin sokmak; sizi Allah’ı anmaktan ve namazdan alıkoymak ister. Artık vazgeçiyor musunuz?

Alkolün Zararları

Alkolün Zararları dendiğinde, bunu en kısa ve öz olarak anlatmak istersek “İçki, bütün kötülüklerin anasıdır.” ifadesi en doğru olanıdır. Çünkü Alkol, içen kişinin fiziksel sağlığını bozmasının yanında, ruhsal sağlığını da olumsuz yönde etkiler. Maddi olarak kayba uğratır. Ailesiyle ve sevdikleriyle sorunlar yaşamasına neden olur. Toplum yapısını ve huzurunu olumsuz etkiler. Suça teşvik eder ve suç oranını arttırır. Yani, alkolün zararları fiziksel ve ruhsal zararlar, topluma zararları, aileye etkisi, suç oranlarını arttırması, trafik kazaları gibi çok geniş bir açıdan ele alınabilir. Bu nedenle, “Bütün kötülüklerin anası” ifadesi oldukça yerindedir.

Alkol, insanın zihnini bulandıran ve sağlıklı düşünmesine engel olan bir maddedir. Yani, bir çeşit uyuşturucudur. Alkol alan kişi, alkollü iken sağlıklı düşünemez ve sağlıklı hareket edemez. Bu nedenle, alkol hem kullanan kişi için hem de çevresi için bir tehlikedir.

Bunun en açık örneği;

Ülkemizde
Cinayetlerin %85
Tecavüzlerin %50
Şiddet Olaylarının %50
Trafik Kazalarının %65
Eşlerini Dövenlerin %70
Akıl Hastalıklarının %60
Sebebi ALKOL’dür!!!

Alkol, aynı zamanda vücut sağlığını da çok olumsuz olarak etkilemektedir. Erkeklerde iktidarsızlığa, kadınlarda ise adet düzensizliğine sebep olmakta, anne karnındaki bebeğin gelişimini de çok olumsuz etkilemektedir. Ayrıca, vücudun tez zamanda yaşlanmasına ve erken bunamaya yol açan alkol pek çok hastalığın başlıca sebebidir.

Ayrıca, evliliklerin huzursuz oluşunun ve boşanmaların ilk sebebi de alkoldür.

Kısacası alkol kişiye, aileye ve topluma ciddi zararlar vermektedir.

Alkol sorunları unutmanın ya da çözmenin aracı değil, sorunların kaynağıdır.

İşte alkollü içkilerin haram olmasının nedeni de budur. Allah, Kuran’da şöyle buyuruyor:

“Ey iman edenler! (Aklı örten) içki (ve benzeri şeyler), kumar, dikili taşlar ve fal okları ancak, şeytan işi birer pisliktir. Onlardan kaçının ki kurtuluşa eresiniz.

Şeytan, içki ve kumarla, ancak aranıza düşmanlık ve kin sokmak; sizi Allah’ı anmaktan ve namazdan alıkoymak ister. Artık vazgeçiyor musunuz?” Maide Suresi, 90-91

Alkol, trafik kazaları ve suç arasındaki ilişki
Alkol, trafik kazaları ve suç arasındaki ilişki nedir? Toplumsal bir sorun olan alkolün trafik kazaları ile mala ve cana karşı işlenen suçlardaki rolü çok ciddi boyutlardadır.

Ülkemizde ve dünya da işlenen suçların ve gerçekleşen kazaların çok ciddi bir oranı alkolden kaynaklanmaktadır.

Bunun en açık örneği;

Ülkemizde: Cinayetlerin %85, Tecavüzlerin %50, Şiddet Olaylarının %50, Trafik Kazalarının %65, Eşlerini Dövenlerin %70 ve Akıl Hastalıklarının %60

Sebebi ALKOL’dür!!!

Bu nedenle alkol kişisel olduğu kadar, belki de daha fazla, toplumsal bir sorundur.

Trafikde alkollü araç kullanımıyla ilgili bir deyim de “promil”dir. Promil; 100 mililitre kandaki alkol miktarının, miligram cinsinden gösterilmesidir.

Elde edilen istatistiklere göre yaklaşık 0.5 promil değerinden sonra kaza ihtimalindeki artış müthiş bir artış eğilimine girmektedir. Bu ani artış sonucunda ise kanında 1.00 promil alkol saptanan sürücülerin ise % 70 ‘inin çeşitli suç ve kazalara neden olduğu saptanmıştır.

Peki 0.5 promil ne kadar alkole denk gelmektedir? 1 duble rakı, viski, cin, votka ve benzeri içkiler ile 2 kadeh şarap içildiğinde kandaki alkol oranı yasal limitlere ulaşmaktadır. Buradan şu gerçek açığa çıkmaktadır: Bir kaç dubleden bir şey olmaz kanısı tamamen yanlıştır. Çünkü alınacak bir kaç duble alkol yasal sınırları aşmak bir yana neredeyse kişiyi sarhoşluk sınırına taşıyacaktır.

Bu arada şu noktaya değinmeden geçemeyeceğim. Belirtilmiş olan alkol miktarlarının alınması halinde sürücünün sarhoş olması söz konusu olmayabilir. Ancak alkolün pek çok olumsuz etkisi sürücü bedeninde çeşitli şekillerde belirmeye başlar. Sürücüler her ne kadar bana bir kaç duble ile bir şey olmaz deseler de, alınan her duble alkol hem sürücüleri yeni risklerle karşı karşıya bırakırken hem de psikolojik ve fiziksel olarak bedensel pek çok probleme sebep olurlar.

Buna göre kanında 0.5 promil alkol bulunan yani 1 duble rakı içen sürücü, hiç alkol almamış sürücüye göre 2 kat daha fazla kaza riski ile karşı karşıyadır. Alkol oranı 1 promil olursa yani 2 duble rakı içildiği varsayılırsa sürücünün aldığı risk 10 katına çıkacaktır. Bu miktar sizin için hala yeterli değilse ve siz “ben bir duble daha içerim” diyorsanız almış olacağınız risk tam 25 katına çıkacaktır.

Aile içi geçimsizliklerin, kavgaların, şiddetin ve boşanmaların da bir numaralı sorumlusu alkoldür.

“İçki bütün kötülüklerin anasıdır.” hadisi, alkolün trafik kazaları ve diğer suçlar üzerindeki etkisini çok güzel bir şekilde özetlemektedir.

Maide Suresi, 90-91: Ey iman edenler! (Aklı örten) içki (ve benzeri şeyler), kumar, dikili taşlar ve fal okları ancak, şeytan işi birer pisliktir. Onlardan kaçının ki kurtuluşa eresiniz.

Şeytan, içki ve kumarla, ancak aranıza düşmanlık ve kin sokmak; sizi Allah’ı anmaktan ve namazdan alıkoymak ister. Artık vazgeçiyor musunuz?
Alkolün Azı Yararlı mı?

Alkol beyne etki ederek insan iradesini zayıflatır, karaciğerde yağlanma ve siroza yol açar. Görme bozuklukları ve kan dolaşımında güçlüklere ve damar sertliğine sebep olur. Ayrıca adam yaralama ve cinayetlerde, yangınlarda, ırza tecavüzlerde, iş ve trafik kazalarında yine alkol önemli faktör olarak karşımıza çıkar.

Öyleyse alkolün az miktarı nasıl faydalı olabiliyor ve bazılarınca tavsiye edilebiliyor.

Birçok araştırmada alkolün “azı” bile zararlı çıkmasına rağmen göz ardı ediliyor, sipariş araştırmalarda “faydalı” çıkma hemen medyaya servis ediliyor.

İşte gerçek araştırmalar ve elde edilen sonuçlar:
Yeni Zelenda Auckland Üniversitesi’nden Rod Jackson ve çalışma arkadaşları, Lancet adlı tıp dergisinde yayınlanan araştırmalarında, alkolün bu güne kadar söylenenlerin aksine kalp ve damar sağlığı üzerinde koruyucu etkisinin olmadığını ispatladılar.

Az ile orta miktarda alkollü içecek tüketimi de sağlığı desteklemiyor.

Araştırma sonuçlarıyla ilgili Rod Jackson “Alkolün en küçük dozunun bile zararı, ileri sürülen yararından fazla” diyor. Alkolün iddia edilen koruma etkisinin büyük oranda kafa karıştırıcı araştırmalara dayandığını söyleyen Jackson, az miktarda alkolün faydası olduğunu savunan uzmanların olduğunu vurguluyor. “Örneğin, az oranda alkolün faydasını savunan bir çalışmada, içki içmeyi bırakanlar, asla içki kullanmayanlar kategorisine sokulmuş.

Araştırmayı yapan bilim adamları, bunların çoğunun sağlık sorunlarından dolayı alkolü bıraktıklarını ve çeşitli hastalıklardan muzdarip olduklarını belirtmemişler.”

Yeni Zelandalı tıpçılar, American Jownal of Preventive Medicina dergisinde (cilt 28, s.369,2005) konuyla ilgili bir makalede başka bir hatayı da örnek gösteriyorlar. Buna göre, kalp ve kan dolaşımı için kıstas alınan 30 risk faktöründen 27′si hiç içki kullanmayanlarda ölçülü tüketenlerden daha belirgin.

Son bilimsel araştırmaları değerlendiren İngiliz Kalp Vakfı Başkanı Belinde Zindan, “Biz insanları kalplerini korusunlar diye az oranda dahi olsa içki içmeleri için cesaretlendiremeyiz. Çünkü daha güvenilir yollar var. Bizim tavsiyemiz; sigarayı azaltmak, fiziksel aktiviteleri arttırmak, sağlıklı beslenme olabilir” diyor.

Stockholm dahi Karolinska Enstitüsü’nün 1969-1970 yıllarında askerlik yapan 50 binden fazla gencin 25-30 yıllık takiplerine dayanan araştırması oldukça dikkat çekici.

Araştırmaya göre haftada 15 gram (yaklaşık bir kadeh içki) veya daha fazlası alkol kullananların beyin damarlarındaki kan dolaşımının bozulduğu ve bu kişilerde beyin damarlarının tıkanmasına bağlı felçlerin çok daha fazla.

Enstitü yetkililerine göre gençlerde yararlı etki diye bir şey söz konusu dahi olamaz.

Düzenli olarak “makul” denilen miktarda alkol tüketiminin kalp ve damarlara iyi gelmediği Amerikalı ve Kanadalı araştırmacıların ABD’de yayınlanan bir çalışmasında da gösterildi. Buna göre, her gün belli miktarda alkollü içki içmek, sanılanın aksine kalp damar hastalıkları riskini azaltmıyor. Uzmanlar, ABD, Avrupa, Asya ve Karayipler’de daha güzel yapılmış 54 araştırmayı tahlil ettikten sonra belli miktardaki alkolün sağlık bakımından iyi olduğunun söylenmeyeceği sonucuna vardılar.

Victorya Üniversitesi doktorlarından Tim Stockwell, bu sonuçların, doktorların hastalıklarına düzenli şekilde belli miktarda alkol tüketmelerini tavsiye ederken daha ihtiyatlı olmaları konusunda uyarmalarının zaruret olduğunu gösterdiğini belirtmektedir. Mississippi Üniversitesi’nden bir grup bilim adamı son olarak etonolün – alkollü içkilerde bulunan alkol – kan damarı oluşumunu kolaylaştırdığını ortaya çıkardı.

Bu arada İtalyan epidemiyolaglar alkol ve kanser konusunda yapılan 150 çalışmayı inceleyerek günde içilen 25 gramlık alkolün – günde 2 şişe bira – sindirim sitemimizin üst kısımları, laranks, bağırsaklar, karaciğer ve meme kanseri riskini arttırdığını keşfetti.

İngiliz tıbbi bilim dergisi Lanat’a görüşlerini açıklayan uluslararası bir bilim grubu alkol kaynaklı hastalıkların dünyada çok büyük bir sağlık sorunu oluşturduğunu belirtiyor.

“Hastalıkların küresel yükünün dörtte birinin alkolden kaynaklandığını söyleyen bilim heyeti bu etkinin tütünün zararlarıyla aynı miktarda olduğuna da dikkat çekiyor.

Kırmızı şarabın antioksidan etkisine gelince:
Alman araştırmacılar siyah üzüm suyundaki antioksidanın kırmızı şaraptakinden daha iyi emildiğini ortaya çıkardılar. 2005 yılında Brezilya’da yapılan bir araştırma da araştırmacılar, siyah üzüm suyunun koroner atardamar yetmezliğine karşı, alkolün olumsuz etkilerini taşımaksızın koruma sağlayabildiğini ortaya koydu.

Alkolün “az miktarı” derken kadınları bekleyen bir tehlike daha var:

Kadınlar alkolün tuzağına erkeklerden çok daha kolay düşüyor ve sonuçlarından çok daha fazla etkileniyor” diyor. Colombia Üniversitesi Bağımlılık ve Uyuşturucu Kullanımı Ulusal Merkezi Başkanı Susan Foster.

Foster’e göre kadında tek bir kadeh içki erkekte iki kadehin etkisine eşit bir etki ortaya çıkarıyor. Genç yaşta içkiye başlayıp ilerleyen yaşlarında alkole daha da bağımlı duruma gelen kadınlar; kısırlık, osteoporoz ve kanser gibi ciddi hastalıklara daha yatkın hale geliyorlar.

Araştırmacılar ABD’de kadınların %60′ının içkiye düşkün olduğunu ve bunların %5 kadarının günde ortalama iki kadeh ya da daha fazla içki içtiğini gösteriyor.

Özellikle hamilelik ve emzirme dönemlerinde çok az içkinin bile sakıncalı olduğu belirlenmiş durumda.

Sonuç olarak, “az miktarda denilen” içki belirsizdir ve yanıltıcıdır. Çünkü herkesin, her iki cinsiyetin tahammül ve hassasiyet gücü farklıdır. Bu yüzden “alkolün azı” söz konusu olamaz. Ayrıca alkole az miktar içilerek başlanır ve giderek alkol bağımlılığı oluşur. Yine “az alkolün” faydalı olduğunu iddia eden araştırmacılar da olaya tek taraflı bakmaktadır ve yanlış varsayımlardan yola çıkmıştır. Üstelik “az alkolün” dahi zararlı olduğunu gösteren sayısız araştırma göz ardı edilmektedir.

Arama
Arşiv